’Tüm kitaplar tek bir kitap’ı anlamak için okunur’’ derler.
Kitap’ın yolcuları 2018 nobel edebiyat ödülü alan bir roman, bu kitap ile tanışmamı sağlayan doğum günü hediyesi olarak veren sevgili arkadaşım Kübra’ya teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Ben okuduğum kitaplara yalnızca notlar almam; sayfanın kenarına saati, tarihi, bulunduğum yeri ve bazen de o an yanımda olan insanları yazarım. Çünkü inanıyorum ki kitaplar da okundukları zamanı kendi sayfalarına kaydeder.
Kitap’ın Yolcuları benim için böyle bir kitap. 2026 Nisan’ında kongre için gittiğim Antalya yolunda başladı;havaalanlarında ve otel odalarında devam etti. Aynı günlerde başka bir kongre için Antalya’da bulunan dostum Süleyman’ın odasında. Şimdi sayfaları çevirdiğimde yalnızca romanı değil; o günleri, o yolculuğu ve o sohbeti de yeniden hatırlıyorum.
Doğum günü hediyesi olarak, kitap hediye edilmesi kadar kitabın konusu da önemli. Doğum ile başlayan yolculuk, yolculuğun amacı, hedefi ve yol arkadaşları.
Din, felsefe, bilim ve mistisizm İnsanlık başlangıç tarihinden beri herkesin sorduğu sorular ve herkesin farklı cevap verdiği sorular.
‘’ Ben kimim?’’
‘’Her şeyin bir anlamı var mı?’’
‘’İnsan doğası özünde iyi midir?’’
‘’Bilgelik nedir?’’
Belki de aynı dağın farklı yollarıdır. Hakikate giden yollar insanlar adedince denmesinin sebebi de bu olsa gerek. Ancak yine de bu sebeple kitapta Galileo, İbn Sina, Aritoleles, Paracelsus aynı masada oturabiliyor.
Simya maddeleri ayırmak damıtmak değil , kurşunu altına çevirmek hiç değil..
Simya insanın kendisine çevirmektir; insan-ı kamil olmak yani zümrüdü anka olmaktır..
Ve aradığımız şey dışarıda değil içimizde.
Bu yüzden yol hikayesi olan romanda asıl yok dışarı değil içeriye uzanıyor.
Soruların kesin cevabı da, tek doğrusu da yok.
En çok sorulan soru ne mi? ‘’ İnsan hakikati nasıl bulur?’’
Yolculuk kitabın son sayfasında bitmez tabi, asıl yolculuğumuz kitabı kapattıktan sonra başlar…
Kitaptan sevdiğim cümleler
*Ölüm de bir kadındır, ama üstün bir yaşam türü sunar; sonsuz yaşamı.
*Yolculuğun başında önemli olan varış noktası değil, mekanda ve zamanda ilerleyişin kendisidir.
*Her kitap, Kitap’ın bir yansımasıdır ve onun akislerinden biridir.
*Eğer gece, ölüme benzeyen bir hal ise, alacakaranlık onun her gün tekrarlanan can çekişmesidir.
*Filozof olmak, başkalarının yalnızca harf gördüğü yerde ruhu fark edebilmektir.
*İki, biri geliştirir, Üç ise bire erişir.
*Şimdiye kadar tanıdığı, bildiği her şey birer harfe dönüşmüştü. Ve o da artık sadece, bir sözcüğü oluşturan, sonra bir cümleye, bir paragrafa dönüşen, minicik bir harfti. Burada her şeyin bir işareti vardı — sonsuz bir sesler korosunda tek bir ses gibi. O da bir harfti; hangi harf olduğu önemli değildi, umursamıyordu, onun sevinci, bir anlamı olmasından geliyordu; çünkü o olmazsa, diğer işaretlerle birlikte oluşturdukları ifade sakatlanacaktı. Belki bir virgüldü, belki de cümleyi kesin olarak sona erdiren sıradan bir nokta; belki içine kapanmış bir ‘o’, ya da derinliklere inen bir ‘y’; belki de sadece sözcükler arasındaki boşluk, gölgelerim o boşluk olmadan anlamlar birbirine karışır, bulanıklaşırlardı. Ve işte o anda bu kitabın kimin için açıldığını düşündü: Ne işe yarayacaktı? Başını kaldırdı ve göğün bu sayfadan milyonlarca kez daha büyük olduğunu fark etti. Çünkü gökyüzü bu kitabı içinde defalarca barındırıyordu.
Kitap, gökyüzü için açılmıştı.