Eskatoloji, Samiriler, Firavuna Dönen ZEK’ler..

Neolitik Devrim, tarımın başlamasının ötesinde, toplumsal yapıda ve insanın çevresiyle olan ilişkisinde köklü değişiklikler getiren bir dönemi ifade eder. Bu devrim, avcı-toplayıcı küçük grupların bir araya gelerek yerleşik topluluklar oluşturmasına, köyler ve kasabalar kurmasına yol açmıştır.[1] Bu yerleşik topluluklar, tarım yaparak doğayı kontrol altına almış, bitki yetiştirme konusunda uzmanlaşarak çevrelerini dönüştürmüşlerdir. Doğal besin kaynaklarına olan bağımlılık azalmış, bunun yerine bu kaynaklar üzerinde hâkimiyet kurmuşlardır. Ancak bu hâkimiyet, sahip oldukları bilgi birikimi, teknoloji ve bölgesel iklim koşulları gibi faktörlerle sınırlıydı.

Bu süreç, toplumsal yapıda önemli değişikliklere yol açmıştır. Bir bireyin ihtiyaç duyduğundan fazla gıda üretmesi, yani toplumsal artı ürünün ortaya çıkması, nüfusun artmasına ve işbölümünün çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. Bu artan gıda üretimi, sanatın, mimarinin ve genel olarak kültürün gelişmesine de zemin hazırlamıştır. Ayrıca besine ulaşmanın sağladığı rahatlık, yaşam süresini uzatmış ve toplumda daha etkili ve saygın kişiler ortaya çıkarmıştır.

Bu gelişmeler aynı zamanda sosyal hiyerarşinin ve kölelik sisteminin doğmasına neden olmuştur. Artan konfor ve fiziksel zorluklar, bazı insanların başkalarını araçsallaştırarak, yani kölelik yoluyla iş gücünden yararlanmasına yol açmıştır. Köleler ve efendiler arasındaki bu ilişki, toplumsal elitlerin, klanların ve hanedanların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu tarıma dayalı neolitik toplumların siyasi erkinde, efendi-köle ilişkisi, özellikle Sümer kentlerinde, yaklaşık 5.500 yıl önce ilk defa görülmüştür. Bunlara Zek denirdi.. Benzer yapılar Asya, Mısır ve Yunan medeniyetlerinde de uygulama bulmuştur. [2]

Zaman geliştikçe kölelik farklı farklı boyutlarda karşımıza çıktı. İsrailoğulları da Mısırlılarca köleleştirilmişti. Kıptilerin köleleri kendi içinden Musa ‘yı çıkardı. Firavun kâhinlerine uyup her birini Musa sayarak çocukları öldürdü. Firavun, Musa onun sarayında büyürken aslında kalbinde tüm bu çocukların intikamını taşıdığını bilmiyordu. Bugün Siyonist/Samiri İsrail Gazze’de soykırım yapıyor. Eski kölelerin çocukları Firavun’un yaptığını Hitlerin gaz odalarında kendilerine yaptığını Gazze’de gerçekleştiriyor.40.000 üzerinde insan öldürüldü. Bunların çok büyük bir kısmı çocuk ve kadın. Siviller. Sayının çok daha fazla olabileceği söyleniyor.

Musa gözleri önünde denizi yarıp onları kurtardıktan sonra aralarından ayrılır ayrılmaz Samiri’nin eliyle yokluğunda köle olduğu milletin kutsal putunu yaptılar. [3] Bir ev zencisi olarak düzenleri devam etsin istiyorlardı. Siyonizm pagan ve ezoterik muktedirlerin bir ev zencisi olarak üzerindeki kölelik mührüyle Firavun’un onlara yaptığını Gazze halkına yapıyor.

Kökeni tarih öncesine uzanan Eskatolojik ve şeytani aklın bir yansımasıyla yeryüzünde bozgunculuk yaparken, yeni bir kölelik düzenini tesis etmek istiyor bu düşünce. İnsan hayatını hiçe sayan ve insanların sayısının azaltılması gerektiğini söyleyen posthumanist söylemle insan sonrası Kutsal Krallıkların[4] hayalini kuran Evanjelist akılla eşgüdümlü ilerliyorlar. Bu kurgu olmayan vampir anlatısı, kan ile besleniyor.

Firavun kahinlerine uyup herbirini Musa sayarak, korkuyla çocukları öldürdü. Firavun, Musa onun sarayında büyürken aslında kalbinde tüm bu çocukların intikamını taşıdığını bilmiyordu. .Satanist bir ayin zihniyetiyle yaptıkları bu soykırımda bir çok sözde din  adamı ve faşist yöneticnin ağzından bu çocukları elinden başlarına gelecekle  ilgili korkularını duyduk. Bu korkuları Firavun’un korkusuna benzer. Gazze’de korkuları ve hainlikleri arttıkça daha çok zülüm eden Firavunlara ve Samirilere karşı Gazze’nin  kalbinde yeşeren  katledilen masumların canları ve hatırları  ile onların intikamını taşıyan bir ateş  büyüyor.  

Notlar

[1] Cunliffe, B. (2008). Europe Between the Oceans: 9000 BC-AD 1000. New Haven: Yale University Press.]

[2] Fuller, D. Q., Willcox, G., & Allaby, R. G. (2012). Cultivation and Domestication Had Multiple Origins: Arguments Against the Core Area Hypothesis for the Origins of Agriculture in the Near East. World Archaeology, 44(3), 628-652.]

[3] Samiri’nin yaptığı buzağı heykeli, Mısır tanrısı Apis‘i işaret eder. Apis, Mısır mitolojisinde kutsal bir boğa olarak bilinir ve Osiris’in yeryüzündeki temsilcisi olarak kabul edilirdi. İsrailoğulları Mısır’da köle olarak yaşadıkları dönemde, Mısır kültüründen etkilenmişlerdir ve bu yüzden Samiri’nin yaptığı altın buzağı heykeli, İsrailoğulları arasında bir tanrıya tapınma aracı olarak kullanılmak istenmiştir.

[4]  “Olam Ha-Ba,” dünyevi hayatın ardından gelen, Tanrı’nın Krallığı altında mükemmel bir dünyanın başlangıcını simgeler. Bu ezoterik anlamda elitist ve şeytani Kapitalist Medeniyetin ortak bir eskatolojik söylemini ortaya koymaktadır. İnsanları tek tipe ve kimliksizliğe indirgeyen elitlerin krallığıdır amaçlanan.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir