Bir film eskimez mi? Bir çok şey gibi bir çok film de eskir.Ama bazıları müstesna. Orson Welles’in yönetmenliğini yaptığı Yurttaş Kane (Citizen Kane), sinema tarihinde çığır açan yapımlardan biri olarak kabul edilir. 1941 yılında gösterime giren film, gerek anlatım dili gerekse teknik yenilikleriyle sinema sanatını kökten değiştirmiştir. Welles ve görüntü yönetmeni Gregg Toland, bu filmle sinema estetiğine yeni boyutlar kazandırarak, görsel anlatım teknikleri konusunda pek çok ilke imza atmışlardır.
Henüz genç yaşta büyük işler başaran Orson Welles, 18 yaşında Shakespeare’in tüm oyunlarını bir araya getirip illüstrasyonlarla süsleyerek Herkes İçin Shakespeare adlı kitabını yayımlamış, 19 yaşında ise kendi tiyatrosunu kurarak Shakespeare oyunlarını sahnelemeye başlamıştır. Radyo yayıncılığı, aktörlük, senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık gibi pek çok alanda faaliyet gösteren Welles’in en bilinen ve en büyük başarısı şüphesiz Yurttaş Kane olmuştur.
Film, izleyicisini karanlık ve kasvetli bir atmosferle karşılar. “Girilmez” tabelasıyla çevrelenmiş bir kapının ardından kamera bizi Xanadu Şatosu’na götürür. Burada Charles Foster Kane, son nefesini verirken elindeki cam küreyi düşürür ve “Rosebud” kelimesini fısıldayarak hayata veda eder. Ardından gelen haber bülteni, Kane’in hayatını özetleyen bir video sunar. Bu sahneyle Kane’in medya imparatorluğu, politikadaki etkisi ve kişisel yaşamına dair bir çerçeve çizilir. Haber bülteninin yöneticisi, muhabir Thompson’a “Rosebud” kelimesinin anlamını araştırma görevini verir ve böylece film boyunca sürecek olan keşif yolculuğu başlar.
Gazeteci Thompson, Kane’in eski eşi Susan Alexander, eski dostu Jedediah Leland ve hizmetkârlarıyla görüşerek Kane’in hayat hikâyesini öğrenmeye çalışır. Bu süreç, seyirciye hem bir biyografi anlatısı hem de dedektif romanlarını andıran bir gizem unsuru sunar. Film boyunca anlatı, Thompson’un araştırmalarıyla ilerler ve çeşitli geri dönüşlerle Kane’in geçmişine ışık tutulur.
Kane’in serveti, annesinin bir madenciden aldığı işletme ruhsatını bankaya devretmesiyle başlar. Çocuk yaşta annesinden ayrılarak eğitimine devam eden Kane, 25 yaşına geldiğinde devasa bir servetin sahibi olur ve basın dünyasına adım atar. Medya imparatorluğunu büyüterek politikaya giren Kane, vali adayı olur, ancak yasak aşkı nedeniyle seçimleri kaybeder. Yaşadığı kayıpların ardından içindeki boşluğu doldurmak amacıyla Susan Alexander ile evlenir ve onu bir opera sanatçısı yapmaya çalışır. Fakat Kane’in hayatı boyunca inşa ettiği görkemli imparatorluk, ona mutluluk getirmez; yalnızlaşır ve hayatının sonunda, çocukluğunda kaybettiği şeyin özlemiyle ölür.
Filmin sonunda, Kane’in çevresindekiler “Rosebud” kelimesinin anlamını çözememiştir. Ancak seyirciye sunulan son sahnede, Xanadu’da yakılan eşyaların arasında Kane’in çocuklukta kullandığı kızağı ve üzerine yazılı “Rosebud” kelimesini görürüz. Bu detay, Kane’in servet, güç ve şöhret peşinde koşarken en derin özleminin çocukluğu, annesi ve masumiyet dolu geçmişi olduğunu gösterir.
Filmin temelinde yatan soru, insanın gerçekten neye ihtiyacı olduğu üzerinedir. Kane’in serveti, gücü ve şöhreti onu mutlu etmeye yetmemiştir. Arkadaşı Leland’ın sözleriyle: “Bay Kane, istediği her şeyi olan ve her şeyi kaybeden bir insandı.” Filmin sunduğu bu varoluşsal sorgulama, Yurttaş Kane’i sadece teknik açıdan değil, aynı zamanda felsefi derinliğiyle de eşsiz bir yapım hâline getirmiştir.
Yurttaş Kane’i sinema tarihinde benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri de kullandığı yenilikçi tekniklerdir. Filmin anlatım tarzı, sinematografik dili ve çekim teknikleri birçok açıdan öncüdür: Alan derinliği (Deep Focus): Gregg Toland’ın önderliğinde, filmde geniş açılı lensler ve derin odak kullanılarak sahnelerin tüm unsurları net bir şekilde gösterilmiştir. Bu teknik, karakterler ve mekânlar arasındaki mesafeyi daha etkileyici biçimde yansıtır. Yapay tavanlar ve düşük açılı çekimler: Film boyunca kameranın alışılagelmişin dışında açılar kullanarak karakterleri daha etkileyici göstermesi, anlatı diline derinlik katar. Geri dönüşler (Flashback): Olay örgüsünün lineer olmaması, geçmişe dönüşlerle anlatının ilerlemesi ve gizem unsurunun korunması, filmi dönemin diğer yapımlarından ayıran en büyük özelliklerden biridir. Işık ve kontrast kullanımı: Film noir estetiğini andıran yüksek kontrastlı görüntüler, Kane’in içsel dünyasını ve filmin atmosferini güçlendirmiştir.
Gösterime girdiği dönemde, film Amerikan medya patronu William Randolph Hearst ile olan benzerlikleri nedeniyle büyük tepkilere yol açtı. Hearst, filmi engellemeye çalıştı ve Hollywood’un desteğini kaybeden Orson Welles, Avrupa’ya yönelmek zorunda kaldı. Ancak zaman içinde Yurttaş Kane, sinema sanatının en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edildi. İngiliz Film Enstitüsü’nün Sight & Sound eleştirmen anketlerinde 50 yıl boyunca “tüm zamanların en iyi filmi” seçilen Yurttaş Kane, Amerikan Film Enstitüsü’nün “100 Years…100 Movies” listesinde de ilk sırada yer aldı. 11 ödül ve 13 adaylık elde eden film, özellikle “En İyi Senaryo” Oscar’ıyla öne çıkmıştır.
Filmin bu denli kalıcı olmasının en büyük nedeni, zamana meydan okuyan teknik ve anlatımsal yenilikleridir. Sinema diline kattığı görsel ve anlatımsal derinlik, onu sadece dönemi için değil, tüm zamanlar için eşsiz kılmıştır. Yurttaş Kane, sinemayı değiştiren ve geliştiren bir yapıt olarak, hâlâ ilham vermeye devam etmektedir.