Sis vardı, deniz de vardı. Deniz her zamanki gibi, ama bir tuhaf. Gri, dümdüz, kıpırtısız. Sanki içinden bir balık bile geçmiyor. Yürüyorduk, arkadaşımla. Konuşuyor muyduk, hatırlamıyorum. Ama onu gördüm, hemen önümüzde yürüyordu. Siyah bir takım elbise, ütüsü bozulmamış, yakası kalkık. Ağır ağır gidiyordu. Sonra birden durdu. Öylece, denize baktı. Ama nasıl baktı! Hani birini özlersin de, yıllardır görmemişsindir, onun gölgesini bir yerde yakalarsın ya, öyle baktı. Düşündü mü, yoksa sadece boşluğa mı daldı bilmiyorum. Ama deniz, adamın aklındaki düşünceleri içeri çekiyor gibiydi. Yaklaşıp sorsan, cevap vermezdi. Öyle uzak.

Dayanamadım, telefonumu çıkardım, çektim onu. O beni görmedi bile. Görse ne olurdu ki? Bazı adamlar dünyadan çekilmiş gibi yaşar. “Yalnızlığın Fotoğrafı” dedim içimden. Sonra denize baktım. Deniz hiç konuşmadı.