Akıllı, Akılsız Sokrates!

Sokrates akılsız bir adam değildir. Bilakis, akıllıdır. Bir yandan büyüleyici bir futbol yeteneği varken diğer yandan tıp eğitimi alır. Daha kamyon kasasında antrenmanlara giderken varsıllığı ve yoksulluğu fark eder. Fakat fikirlerini dile getirmesi Corinthians formasıyla olur. Galibiyet primlerini kulüp çalışanlarına dağıtan bir sisteme öncülük ederler, üniversitelerde konferanslara giderler kulüpte herkese söz hakkı tanıyan bir model için çalışırlar. Sokrates büyüleyici yeteneğinin ve karizmatik duruşunun yanında ona mikrofon her uzatıldığında koruyucu hekimlikten, sağlık sisteminden Brezilya Favelalarından, işsizlikten vs. konuşur. Akıllıdır Sokrates,  Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira’dır adı.

Akılsız Sokrates ise İzmir’de yaşar ismini Brezilya Milli takımı hayranı hocasının taktığı lakaptan alır. Yeteneği vardır ama asla bir Sokrates karizmasında değildir. Derinliği ise futbol iklimi ortalamalarında, belki de daha aşağıdadır. Akılsızlığı ise bundan kaynaklanmaz. Onun akılsızlığı, vefasızlığı ve kendi sebep olduğu şeyler için başkalarını suçlamasından kaynaklanmaktadır.

Kitaba adını veren öykü bu akılsız Sokrates’in öyküsüdür. Fakat zannederim bu karakterin kitaptaki tek öyküsü değildir. Onu farklı öykülerde farklı şekillerde tekrar görürüz, ya da bir yansımasını/türevini. Tek Taş öyküsünde bir umutsuz vaka olan asker olarak görürüz. Bir Kara Leke öyküsünde ise bir sinema sevdalısının piç olmayan piç oğludur. Adı Taylan’dır.

Pürselim’in karakterleri kayıp giden yaşlarının , eskisi gibi olmayan fiziksel ve bedensel hallerinin sonunda ,dönüşü olmayan bir noktada bulurlar kendilerini. Bir yaşlılık öncesinde, çabuk gelen, ansızın bitiveren bir yaşlılığın içinde bulurlar kendilerini. Bir katmer için bir daha şans bulamayacak hüzünlü bir zamansızlığın içindedir bazı karakterler. Dört Mevsim öyküsünde olduğu gibi bazı karakterler eskiden kalma meselelerin içinde boğulabilirler. Bir doğum anında; eskiden kalma ölmeyen bir şeyin fiziksel ölümüne dair bir haber alır karakter. Yakındır bu ölüm. Giresun genellikle yağmurludur ve başladığında bitmez yağmur.

Balık Atlası ve Güvercin[1] hikayeleri ise bence benzerdir. Zira bir zen öyküsünü anımsatan Güvercin hikayesindeki aynalama Balık Atlası’nda yeni yazar/yeni işsiz adam ve Çöp toplayan adam arasında da vardır. İnce bir ihtimal vardır halef/selef olmalarına. Çöpe atılmış bunca iyi kitabın ortaya çıktığı/ anıldığı öykü ,bu ihtimalin ince bir anlatısıdır.


[1] İnsanları seyreden güvercin filmine serbest bir çağrışım gibi.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir