Dijital Mankurtizm

Mankurt, hafızası elinden alınmış insandır. Kendi adını, kendi annesini, kendi toprağını unutan insan… Cengiz Aytmatov’un anlattığı o acı figür, bir işkencenin sonunda geçmişini kaybeder; artık ona ne söylenirse onu yapar. Annesi karşısına çıksa tanımaz. Kendi kökünü inkâr eder. Çünkü insanı insan yapan şey yalnızca bedeni değildir; hafızasıdır, inancıdır, dili, hikâyesi,  duası, sevinci, acısıdır. Bunlar elinden alındığında geriye sadece yürüyen bir gölge kalır.

Bugün artık başlara geçirilen deve derileri yok. Çöllerde bekleyen cellatlar da yok. Fakat onların yerini çok daha sessiz, çok daha görünmez bir düzen aldı. Şimdi insanın hafızası ekranlarla siliniyor. Bir zamanlar insanı işkenceyle mankurtlaştıranlar, bugün onu görüntülerle, oyunlarla, sonsuz kaydırmalarla, yapay arzularla mankurtlaştırıyor.

Çocukların eline bir ekran veriliyor, sonra yavaş yavaş ellerinden dünya alınıyor. Önce sokağı kaybediyorlar. Sonra kitabı. Hikayeyi, duayı ,türküyü,nasihatı…Mahalle kayboluyor, evin içindeki sessiz bağlar çözülüyor. Aynı sofrada oturan insanlar birbirine değil, avuçlarının içindeki soğuk ışığa bakıyor. Çocuklar şeytani düzenlere entegre edilmiş  algoritmaların dizinin dibinde büyüyorlar. Onlara kendi kültürleri eski ve sıkıcı diye öğretiliyor. Kendi tarihleri değersiz, kendi inançları gereksiz, kendi aileleri yetersiz gibi gösteriliyor. Ama başka hayatlar, başka yüzler, başka arzular sürekli parlatılıyor. İnsan kendi türküsünü unutuyor ama başka dillerdeki şarkıları ezberliyor. Kendi mahallesini tanımıyor ama dünyanın öbür ucundaki insanların hayatını saatlerce izliyor. Kendi toprağına yabancılaşıyor, kendi yüzüne yabancılaşıyor.

Ve sonra adına özgürlük denilen bir yalnızlık başlıyor…

Bu düzen, insana “kendin ol” diyor ama aslında herkesi birbirine benzetiyor. “İstediğin gibi yaşa” diyor ama herkesi aynı arzuların peşine sürüklüyor. “Bağlardan kurtul” diyor; aileden, inançtan, gelenekten, sadakatten, sorumluluktan… Çünkü insanın bağları kopunca onu yönlendirmek kolaylaşıyor. Kökü olmayan bir ağaç ,dalında savrulmuş bir çiçek gibi..

Çocuğa oyun veriyor ama anlam vermiyor. Gence eğlence veriyor ama hedef vermiyor. Ona sürekli “iyi yaşam” masalı anlatılıyor: Daha çok tüket, daha çok kazan, daha çok göster, daha çok sahip ol. İyi hayat dedikleri şey; daha büyük evler, daha pahalı telefonlar, daha parlak bedenler, daha gösterişli görüntüler…Bu dahalar bitmiyor, rasyoya ,veriye indirgenmiş insanın hayatı gibi ölümü de değersizleştiriliyor.

Ekinlerin bozulduğu gibi nesillerinde bozulduğunu görmek , uzun zamandır bunu izlemek, yavaş yavaş izlemek…Bilerek yada bilmeyerek bu mankurtizme çanak tutan bir toplum. Mülkün temeli olan adaletten uzaklaşma , kültürden uzaklaşma, inançtan uzaklaşma…Nobran ve merhametsiz bir yaşamı kutsama, televizyonla, reklamla, diziyle…

Bu hafta içinde bize yaşatılan bu acı,  şeytani düzenin devşirdiği dijital mankurtların eliyle akıtılan kanımız…Çocuklar sırrını taşıyor içinde yaşadıkları toplumun, toplum çocukların kafasını  bu algoritmalarla örülü kafesten kurtarmak istiyorsa ,önce kendi başını bu sefihlik ve madde ile dolmuş , salt andaki taam ve tatminin öne çıkarıldığı bu kafesten çıkarmak zorunda.

Çocuklardan merhametli olmasını  istiyorsa merhametli olmalı toplum. Çocuklardan sadakat bekliyorsa adil olmalı ,çocuklardan aidiyet bekliyorsa gök kubbenin altında birleştiği bu coğrafyada diğerkamlı olmalı toplum. Tüm diğer ötekileri ötekileştiren yalnızlık ve bireysellik  içinde hızla Mankurtluğa ilerleyen bu nesillere ulaşmanın yolu önce toplumun kendi Mankurt başlığından kurtulmasından geçiyor. Yıllardan beri dayatılan, müreffeh ve medeni diye anlatılan emperyalistlerin söz ve söylemlerini , hedonizmi, madde ve veritaparlığı bir din gibi benimseyen bir toplum öncelikle kendi için bir yol bulmalı.

Ama öncesinde bir çekiç gerekiyor , bir balyoz yada. Satan/Pagan ayinlerini durdurabilmek için, İbrahim’i bir akıl ve serinkanlılıkla, putlarına ve sabilerin kanlarına bulaşmış dijital gölgelerde ekrana dokunan parmaklarına ve kafalarına inmesi için bir balyoz. Kanun ve tedbirlerden şekle gelmiş  güçlü bir sapa ve adaletten/kuvvetten inkişaf etmiş bir  taşa  sahip bir balyoz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir