Avunma Mekanizması, yabancılığa dair bir kitap. Kişinin kendi kimliğine, insanlığına, gerçekliğe, acılarına, umutlarına olan yabancılaşması, farklı farklı meselelerin anlatıldığı öykülerde farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Özellikle kadına bakışı/erk meselesi gibi konuları ele alırken sınıfsal meseleleri de çok göze batırmadan anlatabiliyor.
Kitapta yer alan 14 hikayenin önemli bir bölümü distopik bir anlatıyla posthümamist meselelere eğiliyor.Döngü simülasyon ve bilinç meselelerini , Hasar Kaydı, robotların bilişsel duyuşsal halleri, insansı robotlar/aşk gibi meseleleri irdeliyor ki bu oldukça ilgi çekici. Yine Erkek Reyonu Özel Ev Pap Hara’s gibi öyküler insanın metalaştırılması üzerine okunabilecek öyküler,teknolojik ilerleme bu metalaştırmaya farklı yönler yüklüyor ,ama düzen değişmiyor. Bu öyküler bir çok açıdan bilinç ile ilgili düşünsel alanlara da imkan sağlıyor ve sinemadaki robot anlatılarını ve Black Mirror, Altered Carbon gibi yakın dönem dizilerindeki anlatıları hatırlatıyor. Yazar bunu yaparken özellikle öykü geçişkenliği sağlayıp[1] detayları da ihmal etmiyor, mümkün tüm genişlemeye rağmen dil konusunda kendi çizgisini koruyor.

Öykülerin tamamında önemli bir detay da görsel öğelerle birlikte oluşturulan atmosferi tamamlayan ses. Parlak hikayelerinde ortamdaki görsel detaylarla birlikte işitsel ayrıntılara ve bir noktada sahnenin tamamlayıcısı rolündeki müziğe de yer veriyor.
Anlatıyla ilgili tüm bu detaylar farklı öyküler içindeki ortak yansımaları sunuyor. Bu yabancılar ve yabancılaşma için kitapta geçen bir cümle neredeyse tüm öyküleri özetliyor.
Sude. Asude. Asu…Sen kaç parçasın yarım kadın? Söyle de bilelim ,bu konuşan hangi adın?
Asude hikayesinde söylendiği gibi ,isim değişiyor, ses değişiyor, anlam ve anlatı kendi içindeki tutarlılığı koruyor.

[1] Bir hikayede gözümüze çarpan bir yan karakterin diğer hikayenin baş karakteri olması gibi bütünselliğe yönelik detaylar göze çarpıyor.