‘Tasarım’ Düşüncesi

Tasarım düşüncesi: insanların ihtiyaçlarını merkezine alan, şartları ve durumları özümseyen, süreklilik arz eden gelişim döngüsüne sahip, yaratıcı bir yaşam sürecidir. Tasarım bir yaratım sürecidir ve hayatımızın her aşamasında var olmaktadır.

design thinking

Bu olgu aslında uzun süredir var olan özellikle de yeni fikirlerin ve yeni ürünlerin geliştirilmesinde hayati önem taşıyan bir düşünce sürecidir. Bu süreç belirli aşamalar dahilinde olabileceği gibi, tamamen bağımsız durumların kaos içerisindeki uyumu ile de gerçekleşebilir. Yöntemi kişiye özgü olsa da aslında belirli temel noktalar üzerinde yönlendirilmesi hem yeni fikirler veya ürünlerin ortaya çıkış sürecini hızlandırır hem de sürecin yaratabileceği direnç ve problemlerin ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Fakat bu süreç de kendi içinde bazı zorlukları ve bu zorlukların aşılamayacağı noktalarda ortaya çıkan problemleri barındırır.

Tasarım düşünce ya da inovatif düşünce sürecinde ortaya çıkan problemlere örnek verecek olursak; kişinin kendi uzmanlık alanında hapsolması, konfor alanını terk edememesi, bilgiler yığını içinde kaybolması, değişimden korkması ve en önemlisi tek kalması gibi durumlar sıralanabilir. Çözüm ise aslında temelde özgürlük kavramında gizlidir. Süreç içerisinde fikir alışverişi yapabilmek, bilgileri analiz edebilmek ve önemlisi sürekli gelişim esasında, farklı disiplinlerle ve teknolojik değişimle iç içe olmak gerekmektedir. Bu sayede çok daha yenilikçi ve nokta atışı fikirler geliştirilebilir.

design thinking

Bir diğer taraftan tasarım düşüncesi sürecinin yönlendirilmesi ve adımlarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu adımlardan sırası ile bahsedecek olursak empati, fikir, optimizasyon, entegrasyon, yeni fikir, deneme ve sürekli gelişimdir. Detaya girersek tasarım düşüncesi sürecinde birey öncelikle insanların arasına karışmalı, empati kurmalı, gözlem yapmalı ve en önemlisi insanların neye niçin ihtiyaçları olduklarını iyi belirlemelidir. Ardından tamamen sıfırdan başlayarak problemleri tespit etmeli, her şeyi en baştan tasarlamalı ve bunu yaparken kalıpların dışına çıkmalı hatta ve hatta gerçekliğin de biraz dışına çıkmalıdır. Bu doğrultuda birey; sanat, bilim, teknoloji gibi birçok unsuru uyumlu bir şekilde kullanabilir ve bunlarla harmoni oluşturabilir.

Son olarak bilinmesi gereken bir diğer husus tasarım düşüncesi sürecinin ön yargı, yanılma ya da yanlış yapma korkusundan tamamen uzak olması gerekliliğidir. Önyargı ve yanılma korkusu özgür düşüncenin ve yaratıcılığın en büyük düşmanlarıdır. Bu durumlarda insanlar öncelikle ellerindeki sürecin sonucuna veya sonucunun getireceği duygulara odaklanırlar. Bu da kişilerde beynin sadece işlemsel mekanizmalarının çalıştırılmasına sebep olur. Yaratıcılık sürecindeki en değerli mekanizma ise beynin duygusal ve sanatsal mekanizmalarının harekete geçmesidir. Buda ancak kişinin o anda kendini zihinsel olarak rahat ve özgür hissetmesi ile mümkündür. Bu sebeple birey sürekli deneme yapmalı, hata yaptığında teşvik edici yorumlar almalı, kendini geri bildirim ile desteklemelidir.

Sonuç olarak inovasyon yaparken ya da yeni bir ürün geliştirirken, hatta ve hatta hayatın her anında kararlarımızı alırken fark etmesek de tasarım düşüncesi sürecine gireriz. Aldığımız kararlar, uyguladığımız yöntemler durumun sonucuna iyi veya kötü bir şekilde etki eder. Bu etkinin yönünü belirlemek ise bize bağlıdır. Doğru etki için yapmamız gereken ise başlamalı, adımları takip etmeli ve tasarlamalıyız.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir