Muhakeme, Gerçeklik ve Duygular

Sinemada ve anlatı dünyasında robotlar, insansılar ilk dönemlerden beri var olagelmiştir, bununla birlikte bazı anlatılar kavrama bakış açısını şekillendirecek kadar önem taşır. 1973 yapımı West World  filmi bu anlamda ön plana çıkan kavramı öncesi ve sonrasıyla -bir yönden ilişkilendiren- ve düşünsel alanlar oluşturan bir filmdir.

Bilim adamı (ya da mühendisler) Delos adında bir yer tasarlar. Bu yerde (parkta)  Antik Roma, Orta Çağ Avrupa’sı ve Vahşi Batı temalarında alanlar vardır ve park ziyaretçileri günlük 1000 dolar ödeyerek bu alanlarda bir çeşit oyun oynarlar. Gerçek insanlardan ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan robotlar bu alanın temelli köleleridir. Müşterilerin her türlü aşırılıklarının tatmin edilmesi için tasarlanmış bir fantezi alemidir burası. Toplumsal normlarda bastırılmış isteklerin ve güdülerin ortaya çıktığı ceza caydırıcılığının ve kuralların olmadığı bir alanda insanlar, insanlardan ayırt edilmeyen robotlar üzerinden kendi karanlıklarına bir yolculuk yaparlar. Bu yolculukta müşteri tatmini en önemli şeydir ve robotlar birer köle olarak öldürüldüklerinde tekrar onarılıp, yazılımları düzenlenip hikayeye aynı yerden dahil edilirler.

Filmin daha önceki ilksel örneklerden farkı ve ayırt edici özelliği de insandan ayırt edilemeyen robotlardan kaynaklanmaktadır. Medeni ve sosyal normlara uyumlu insanlar bir fantezi mekanı olan Delos’ta kendi karanlıkları/sapkınlıkları üzerinden tecrübeler yaşarken bu fantezi dünyasının ince çizgisi üzerindedirler. “Gerçeklik” tasarımlarına dair modern yaklaşımlar, taklit etrafında yoğunlaşırken temel dürtü yapay insanların, yapay alanların, sanal ve dijital gerçekliğin inşasıdır. Bu taklit dürtüsü ancak taklidin orijinal olana denk olmasıyla tatmin olur. Bu ise fantezinin sonunu getirir. Birebir insandan ayırt edilemeyen bu şeylerin orjinale denkliği ile (cüzzi irade-bağımsız hareket ve karar vermesiyle) fantezi parçalanır .Bir robot yılan programında olmamasına rağmen saldırır, ve silahşör robot rayından çıkarak insanlara ateş etmeye ve onları öldürmeye başlar.

Robotlarda bilişsel beceri ile ilgili yaklaşımda duyguların önemi nedir? Uzun bir dönem boyunca duygu ve biliş birbirinden ayrı iki kavram olarak değerlendirilmiş, duyguların hatalı kararlar verdirebileceği savunulmuştur. Bu yaklaşımdan hareketle çoğu varsayım robotlarda bilişsel tasarımda duyguların önemsenmemesini içerir. Ya da bu yaklaşımlar duyguları sadece belirli açılardan gerekli görür. Bu yaklaşım duygu bileşenlerinin eylemlere ve kararlara aceleciliği (hızı) öğretmek için gerekli olduğunu belirterek ayrıca bu bileşenleri; insanlardaki duyguyu anlamaya yardım etmek ya da insan benzeri ifadeleri üretmek için savunmuşlardır. Bu bakış açısına göre tasarım duygu ve bilişi modüler yapılar olarak konumlandırır. Bir diğer bakış açısına göre ise duygu ve biliş (tıpkı insan beyninde olduğu gibi) iç içe ve bütünleşik bir yapı sergilemelidir. İnsanın bilişsel eylem ve muhakeme yetisinde temel duyguların ve uyaranların bilişsel değerlendirme ile iç içe bir ağ yapısı oluşturduğu belirtilmektedir. Bu görüşe göre insana yakın bir bilişsel beceri elde edilebilmesi için modüler yapı yerine bütünleşik yapı tercih edilmelidir. Robotların insan düşüncesine bu noktada belirginleşmiştir. Muhakeme ve karar , duygular üzerinde ortaya çıkar ve bağımsızlaşır. Muhakeme ve gerçeklik duygulardan bağımsız değildir. [1]

Doğaya üzerinde gittikçe daha belirgin bir güçle hükmeden insan ,bu gücüyle ve teknikleriyle insanlar üzerindeki tahakküm içinde saf kavram ve aletleri elde etmiş, teknolojinin özgürleştirici gücü şeylerin araçsallaşmasına sebep olurken, zincirinin nihai halkası insanların araçsallaşmasına dönmüştür. İnsansı fikri bu araçsallaşmanın bir türevini bir çeşit yansımasını temsil etmektedir. West World medeniyetin karanlık yönünün kontrolsüz alanını temsil eder ve kendi içinde bir eleştiri noktası oluşturur. Bu noktada insansı robot fikri robotların hak kazanması düşüncesi ve insan olması düşüncesini ortaya koyar. Robotlar bir takım metaller elektrik iletkenlikleri çeşitli malzemeler sonucunda ortaya çıkan suretlerdir aslında. Westworld düşüncesi ise bu suretlere kuralsız bir hegemonya ile hükmederken aslında dünyanın geri kalanında etten kemikten gerçek insanlara uygulanan şiddet ve tahakkümü simgelemektedir. Robotlar ötekinin temsili olarak bu noktada ön plana çıkmaktadırlar. Film bu yönüyle esaslı bir eleştiriye zemin hazırlarken final bölümü bir western anlatıya evrilmiş ve ötekinin beklenmedik isyanı karşısında kontrolü kaybeden kahramanın muhteşem geri dönüşüyle (!) ve kontrolü kazanmasıyla  sonuçlanmıştır.

Bu hayal kırıklığı yaratan bağlamaya rağmen hikaye bir çok ipucunu açık bırakmış ve kendisinden sonra gelen anlatılar için önemli bir alan oluşturmuştur. Nitekim 2016’da Nolan tarafından uyarlanan dizi versiyonu hem kavramın kendisine çeşitli katmanlar eklemiş hem de güncel ve gelecek insan/robot meseleleri ile ilgili uzamlar oluşturmuştur. [2]

Bu önemli filmin sordurduğu sorulardan biri de şudur. West World neresidir? İşgalcilerin hukuksuzca kaynaklarını, insanlarını  tükettiği,  geniş coğrafyalardan herhangi birini düşününce bu sorunun çok fazla cevabı olabileceği, bu soruya çok farklı açılardan cevap verilebileceği değerlendirilmektedir. ( West World farklı isimlerle insanın metaya ve veriye indirgendiği , kurgulanmış gerçeklik alanlarının olduğu bir çok yerde karşımıza çıkar)

Notlar

[1] Silahşör Robot rolündeki Yul Brynner oynadığı karakterdeki “değişimi “anlatırken bu duygusal yönü,gülümseme vurgusuyla ön plana çıkarır.

https://twitter.com/FilmlerFikirler/status/1532705542250151936?t=33Oogi5LQdUn-u_Kbqk5ig&s=19

[2] Dizi versiyonu başka yazı ve yazıların konusudur.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir