Tolga Karaçelik’in senaryosunu yazıp yönettiği bu psikolojik gerilim – dram filminde, bir gemide altı kişilik mürettebatın başlarından geçenleri ve içsel çalkantılarına şahit oluyoruz. Tek mekanda geçen hikayede, bulundukları geminin armatörünün iflas etmesiyle deniz hukukundan ötürü gemide bulunmak zorunda kalan mürettebatın birbirileriyle ve de kendileriyle olan çatışmalarını bir bakıma hiyerarşik mücadelelerini izliyoruz.
‘’Direkler eğik burnumuz batmış suya;
İnsan düşmanının sillesinden kaçar ya
Soluğunu ensesinden duya duya
Ve koşar başını hiç kaldırmadan,
Gemi öyle koştu, rüzgar öyle çoştu:
Kaçtık güneye hiç durmadan.’’
Üç bölümden oluşan filmin birinci bölümü bir girizgah olarak karakterleri tanıtıyor. Gemicilerin ve kaptanın psikolojik tasvirleri, istekleri-arzuları, kökleri, ne istedikleri yavaş yavaş anlatılarak karakterler açısından fikir edinmemizi sağlıyor. Karakterlerden Alper ve Cenk madde bağımlısı, keyif düşkünü, ve kaytarıcı kimselerdir. Makineci Kürt, mürettebattan bağımsız, kendini işine veren yalnız bir işçidir. Kamarot Nadir, gemide mutfakla ilgilenen ve nabza göre şerbet veren sessiz bir tiptir. Ustacı Gemici İsmail ve Kaptan Beybaba birbirine zıt karakterler olsa da mürettebatı domine eden gemideki hiyerarşinin en üstünde bulunan kişilerdir.
Filmin ikinci bölümünde iflas bayrağını çeker armatör, kaptan ile iletişime geçer ve gemide bir mürettebatın bulundurulması gerektiği konuşulur. Kişilerin kendi isteğiyle gemide kalmalarıyla beraber kolay gibi görünen bu bekleyiş fazlasıyla zor geçmeye başlar. Beklemek başlı başına zorken belirsizlik içinde beklemek ve bir alanda belirli bir çok şeyden yoksun olarak beklemek daha da zordur. Farklı karakterleriyle kendi çıkarları doğrultusunda gemideki zamanlarını geçirmek isteyen karakterler arasında çıkan anlaşmazlıklar gerilim dolu anlarla seyirciye yansıtılır. Günler, haftalar geçtikçe hem yiyecek ve su stoğu, hem Alper ve Cenk’in zulasının bitmesiyle mürettebatın psikolojisi de dibe vurur. Grup içerisinde çıkarlar ve menfaatler uğruna çatırdamalar başlarken aynı zamanda hiyerarşik sorgulama belirginleşir.

Sonrasında mürettebatta isyan çıkarken kimi kayıplar verilir, sabır taşı çatlar. Zehirli sarmaşık gemide her yeri sarar. Kin, öfke ve korku gemi koridorlarında yankılanır. Devasa gemide kimin güçlü kimin zayıf olduğu belirlenemez hale gelir, psikolojik olarak mürettebatın en zayıf olduğu anlarla benzersiz duygulara şahit oluruz.

Nasıl ıssız bir yolda yürürken birisi
Adımlarını korku ve dehşetli atar
Ve dönüp adına baktıktan sonra
Çevirip de başını bakmazsa tekrar
Çünkü bilirse bir adım gerisinde
Kendisini izleyen bir şeytan var
Biraz talassofobi biraz da klostrofobi uyandıran bu psikolojik gerilim filminde metaforik okumalar açıktır. Güç bir çok diğer şey gibi bir yanılsamadır/bir yanılsama oluşturur. Hiyerarşinin zirvesinde bulunan kimsenin/kimselerin gücünün zayıflamasıyla ne gibi durumlar ortaya çıkabileceğinin bir yansıması vardır filmde. Mekanda kapana kısılma, hapsolma durumu kişiden ve seçeneklerinden bağımsız olabilir. Kaptan’ın film boyunca birçok yol dener ve sonuç alamadığı durumlarda otoritesi gittikçe zayıflar. Kaptan bunu farkettiğinde yani gücün ve otoritenin elinden kaydığını hissettiğinde bununla yüzleşmek istemez bir strateji olarak kendini kapatır ve ulaşılmazlığını pekiştirmek ister. Oysa kaptanın otoritesi gemi yüzdürüldüğünde ortaya çıkar. Gemi durunca ne hiyerarşi kalır ne otorite.

Mekan kullanımı ve kullanılan açılarla sıkışmışlık hissinin seyirciye geçirilebildiği filmde kaptanın kaybettiği gücü kazanması için çırpınışlarını seyrederiz. Sarmaşık bir metafor olarak sürekli karmaşıklaşan ve zaman geçtikçe çözülmesi zor olan problemi imliyor. Sarmaşık büyüdükçe karakterlerin içindeki kinin ve öfkenin arttığını, beklemeye tahammülleri kalmadığını görüyoruz. Birçok sahnede karşımıza çıkan salyangoz ise gemideki durağan zamanın ve işleyişin aksaması karşısındaki çaresizliğin bir çağrışımı gibi. Filme birçok noktada sembolik olarak yaklaştığımızda gizemli ve güçlü mesajlar veriyor.

Notlar
Uluslararası Antalya Film Festivali’nde en iyi film, yönetmen, senaryo ve erkek oyuncu (Nadir Sarıbacak), 22. Adana Altın Koza Film Festivali’nde en iyi yönetmen ve erkek oyuncu (Nadir Sarıbacak), 48. SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri’nde en iyi erkek oyuncu (Nadir Sarıbacak) ve yardımcı erkek oyuncu (Özgür Emre Yıldırım), 2015 East End Film Festivali’nde en iyi film ödüllerini kazandı. 21. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde yılın en başarılı erkek oyuncusu – dram (Nadir Sarıbacak) ve yardımcı rolde yılın en başarılı erkek oyuncusu – dram (Kadir Çermik) ödüllerine değer görüldü.
Şiir : Samuel Taylor Coleridge – Yaşlı Gemici