Gazze’de bir duvarda şöyle yazıyordu
“Rüzgâra söyle, dilediği gibi essin; artık korktuğumuz bir gemimiz yok.”
Biraz araştırınca bu alıntının bir beyitten, Büyük şairlerden Mütenebbî’nin (915–965) “Rüzgâra söyle nasıl isterse öyle essin; artık gemimiz hiçbir şey istemiyor.” beyitinden uyarlandığını anlıyoruz. Ama ince bir oynama ile ; artık gemimiz bir sey istemiyor ifadesi artık bir gemimiz yoka dönüşmüş .Çünkü iki yılda Gazze’ye bir çok atom bombasına eşdeğer bomba atılmış, Gazze’nin çocuklarına ,kuşlarına ağaçlarına ,tüm varoluşuna saldırılmış. Ama Gazze hala ayakta ,Filistin davasının kalesi olarak duruyor, vazgeçmeyen, alt edemedikleri halkıyla.

“Filistin bir insanlık meselesidir. Bir turnusoldür. Adalet ve iyilikle ilgili insan aklının ve vicdanının ortaya koyduğu tüm değerlere aykırı bir şekilde, dünyanın gözünün içine baka baka , herhangi bir kural tanımadan ,her hangi bir dokunulmazlık ilkesini taşımadan yapılan bu katliamlar karşısındaki duygu, düşünce ve eylemler kişinin kendisiyle ilgili bir farkındalığa ulaşmasını sağlamalıdır.
Meseleyi öncesinde yaşanan şiddet eylemlerine, ölümlere indirgemek ve özellikle ön plana çıkarılan görüntü ve imaj üzerinden değerlendirmek yetmiş yıldan fazladır sistemli bir şekilde uygulanan şiddeti ve zulmü ortadan kaldırmaz. Bunu bu şekilde meşrulaştırmaya çalışmak en basit ifadeyle bilinçli bir taraftarlığa işaret etmektedir. Peki bu taraf olunan şey nedir? İki buçuk milyon insanın hiçbir güvenliği olmadan göçe zorlanması, göç yollarının bombalanması yüzlerce çocuğun canice öldürülmesi…Bu sadece bu hafta içinde olanlar. Öncesi ,daha öncesinde yaşananlar…O kıyımlar ,sömürü düzenleri… Onların ailelerini çocuklarını herşeyi öldürün diyen , hayvanlar diyen cehennem kapılarından bahseden işgalci kafanın tarafı…”
16 Ekim 2023 tarihli bu yazının ve sistemli soykırımın üzerinden 2 yıla yakın bir zaman geçti.Bu zaman diliminde dünyanın hemen hemen her coğrafyasında Filistin meselesinde uyanışlar yaşandı ve insanlar gerçekte ne olduğu konusunda bir uyanış yaşadılar, yaşıyorlar. Buna rağmen zaten varolan Filistin’in tanınması her ne kadar halkların hükümetlere dayattığı bir adalet dönüşümü olsa da bir adım olarak gerçekleşti. Doğru yere yönlendirilmesi gereken bir adımdır bu ,Filistin zaten vardı, ama insanlar manipüle edilen gerçeğin gerçekte işgal edilen toprakların sahiplerinin kim olduğu konusunda bir farkındalığa vardılar.
Sayıların ve hayal edebileceğimizin ötesinde bir kıyım yaşandı. Bu katliamın durması için kritik günlerdeyiz. Bu günlerde bu adımların Gazze’deki insanlar için anlamlı olabilmesi katliamın bir an önce bitmesiyle başlayacak. Fakat büyük bir vakar ve cesaretle ve kahramanlıkla ve dayanılmaz bir acıyla inşaa ettikleri bu zaferi onlardan masa başında alınmak isteniyor. Buna rağmen tüm hesap kitaplarına karşın işgalcilerin yani dünyanın çeşitli başka başka coğrafyalarından toparlanıp getirilmiş bu haçlı karakolu sakinlerinin hesapsız işgalinin bitme vakti yaklaşıyor. Dünyadan yükselen sesler buna işaret ediyor artık; İşgalcileirn gitme vaktinin yaklaştığına…
Allah’tan muradımız ve umudumuz da budur.
Gazzeliler’den hep duyduğumuz şu ayetin sırrında; Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” ayetinin sırrında Gazzelilerin gemiye ve rüzgara ihtiyacı yok, Allah dilediğine dilediğinde onlara bunu yollayacaktır. Filistin bir insanlık meselesidir. Bir turnusoldür. Gemiye ve rüzgara ihtiyacı olan bizleriz, irade gemimizi bu geçici yolculuğumuzda hangi yöne çevirdiğimize dikkat etmesi gereken neyin tarafında olduğumuzu bilmemiz gereken bizleriz. Bu dünyanın tüm mazlum Müslümanları ve halkları için de geçerlidir. Bu Gemiyi o yöne çevirmek imanımızla ,insanlığımızla ilişkilidir.
