- Sizi tanıyabilir miyiz?
1979 yılında Ankara’da doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. 2003-2005 yılları arasında Almanya’da Reutlingen Üniversitesi’nde uluslararası pazarlama eğitimi aldım. Son on yıldır kültürel varlıklar hakkında projeler üretiyor, kurgu roman, senaryo çalışmalarının yanı sıra televizyon dünyasında yürütücü yapımcı olarak görev yapıyorum.
- Sizin bir izleyici olarak en sevdiğiniz filmler hangileri, yönetmenler kimler?
En sevdiğim tür bilim kurgu olduğu için Stanley Kubrick’in “2001: A Space Odyssey” filmi en sevdiğim film. Kubrick’in farklı janrlarda yapılmış başyapıtlarını hayranlıkla izliyorum. Ayrıca çağdaş yönetmenlerden Christopher Nolan’ın film yapma tekniğini ve hikâye anlatma tarzını çok beğeniyorum.

- Bir okur olarak Edebiyatla ilişkinizden bahseder misiniz? (Sevdiğiniz türler, kitaplar, yazarlar)
Edebiyatla olan ilişkim büyük oranda babamın kütüphanesiyle şekillendi. Gençlik dönemimde birçok klasik edebiyat eserini okudum. Bu, hayatımın ilerleyen dönemlerinde genel kültür ve vizyon açısından bana çok yardımcı oldu. Klasik Rus edebiyatını çok seviyorum. Çağdaş yazarlar arasında Gürsel Korat ve Nermin Yıldırım, severek okuduğum isimler arasında yer alıyor. Son zamanlarda okumaktan en çok zevk aldığım eserler antik Yunan eserleri. Mesela Loukianos’un Hakiki Hikayelerini okudukça günümüz fantastik ve bilimkurgu dünyasına ne kadar etki ettiğini fark edip şaşırıyorum.

- Bu söyleşi de biraz daha 0 numaralı yolcu romanınıza ağırlık vermek istiyoruz. Fakat öncesinde diğer eserlerinizden ve yazarlık sürecinizden bahsedebilir misiniz?
Yazmaya ilkokul döneminde şiir yazarak başladım. Kendimi bildim bileli yazarak iyi hisseden biriyim. Yirmili yaşlarda teknoloji dergilerinde yayınlanan makalelerin yanı sıra bilim kurgu hikâye denemeleri üzerinde çalıştım. İlk romanım olan “İstanbul’da Zor Bir Yıl”, 2018 yılında yayınlandı. İkinci romanım “Şantiye Hayatlar” ise 2019 yılında okuyucularla buluştu. Bilimkurgu türündeki üçüncü romanım “0 Numaralı Yolcu” için çok uzun bir araştırma dönemi yaşadım. Nick Bostrom’un Superintelligence isimli kitabı en büyük ilham kaynağımdı, yarı akademik bu kitabı okumak altı ayımı aldı. Tüm bu sürece dönüp baktığımda yazmak, zorlu ve yalnız bir yolculuk.
- 0 numaralı yolcu romanınız da 2050 yılında açlık, savaş, salgın hastalıklar yeryüzünden silinmiş, Dünya genel zekâ sistemi Gaya tarafından yönetiliyor. Romanda bir gelecek anlatısıyla posthümanist meselelere eğildiğiniz görüyoruz. Türkiye ‘den ve Türkçe yayınları düşündüğümüzde bu kavramlarla ilgili kurgusal ve kurgu dışı edebiyat hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Posthümanistm konusunda teknolojinin insanı aştığı tekillik noktası oldukça ilginç. Bu konunun tekinsizliği ve etki alanı nedeniyle kurgu ve kurgu dışı edebiyata etkisi kaçınılmaz. Çünkü gelişmiş teknolojiler ve yapay zekâ son zamanlarda bilimkurgunun sınırlarını aşarak güncel konuları etkileyen ve yakın geleceğimize yön veren bir konu haline geldi. Geleceğin nasıl olacağını hayal etmenin getirdiği belirsizlik, bir yazar için oldukça verimli bir zemin sunuyor. Türkçe eser veren yazarlardan, Mehmet Berk Yaltırık, Serkan Karaismailoğlu ve Yurdagül Şahin’in çalışmalarını yaratıcı ve başarılı buluyorum.

- Romanın merkezinde yer alan Gaya ile ilgili; Genel Zekâ olarak kavramsallaştırılabilecek bu kavram ile ilgili, yapay zekâ ve yapay insan kavramları ile ilgili fikirlerinizi paylaşır mısınız?
Yapay zeka ile ilgili en çok düşündüğüm ve endişe ettiğim nokta, yapay zekanın kendi bilincini kazandıktan sonra ne yapacağı. 0 Numaralı Yolcu’da bu konuyu ele almaya çalıştım. Şu anda kimse bu sorunun cevabını bilmiyor. Ayrıca, bu sorunun tek bir cevabı olup olmadığı da kesin değil. Yapay zekanın ve bizim geleceğimiz genel olarak bu şu iki olasılığın kombinasyonlarıyla şekillenecek diye düşünüyorum. Yapay zekâ insanoğlunu aştıktan sonra insanı kendine muhatap alabilir veya almayabilir, iki yapay zeka insanoğlunu aştıktan sonra insanı düşman olarak görebilir veya görmeyebilir.
Yapay zekanın evrimi, hangi yöne doğru olursa olsun, insanlığın kötü bir sicile sahip olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, bu teknolojinin doğru kullanılacağını düşünmüyorum. Maalesef şimdiye kadar yaşanmamış sorunlarla karşılaştığımız çok ilginç bir dönemde yaşıyoruz.
- Teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
Bu keyifli iletişim fırsatı için teşekkür ederim.