Söyleşi : Filiz BOZOK

  • Filmle ilgili sorularımızdan önce merak ettiğimiz bir konuyla alakalı sormak istiyoruz. Edebiyatla ilişkinizden bahseder misiniz? Bir okur olarak sevdiğiniz kitaplar /türler,  nelerdir?  Yazarlar kimlerdir?

Çocukluk yıllarımda odaya kapanıp kitap okumak, kahramanlarla konuşmak, onları canlandırmaya çalışmak benim için en lezzetli oyundu. Daha sonrasında ise yazarak kendi kahramanlarımı yaratmaya başlamıştım. Bir anneler gününde on bir yaşındaydım sanırım, kendi resimli romanımı yazıp anneme hediye etmiştim… Şimdi ise tiyatro oyunları yazıyorum ve oynuyorum. Türk edebiyatı ve dünya edebiyatında takip ettiğim yazarlar ve şairler tabiki var, isim vererek sınırlandırmak istemiyorum amma Zülfü Livaneli’nin ve Kafka’nın eserlerini severim. Tiyatro oyunları okumak vazgeçilmezim. Bir çok yazar var aslında, kendi türünde başarılı ve ilgimi çeken. Aynı anda farklı türde kitapları okumayı severim. Bir romanı okurken yanı sıra araştırma ve inceleme ya da bilim, tarih kitapları okuyabilirim, her ikisi yan yana durur… Aynı anda farklı duygulara bölünmek kendimce sentezlere ulaşmamı sağlıyor. Orhan Hançerlioğlu “ Düşünce Tarihi” başucu kitabımdır. Dostoyevski “Suç ve Ceza” vazgeçilmezimdir…   

  • Bağlılık Hasan filmi ile ilgili duygularınız nedir?  Filmi ilk izlediğinizde nasıl bir duygu uyandı sizde?

Filmimizi ilk kez dünya prömiyerini yaptığımız “ Cannes Film Festivali’nde” izledim. Mekanın güzelliği, teknik imkanlar, ses ve görüntü kalitesi, seyircinin enerjisi, orada bulunma amacımızla birleşince unutulmaz bir kesit teşkil etti hayat yolculuğumda. Bir izleyici olarak samimi hislerimle söylüyorum; çok başarılı ve özel bir yönetmenin , evrensel normlara sahip, derdi olan, zekice yazılmış, çekilmiş, insanı içine alan, gerçeğin en gerçeğini yansıtan doğal amma büyülü bir eseri  vardı karşımda. Filmin içinde olan bir oyuncu olarak ise çok onur duydum, gözlerim yaşardı, aslında anlatılamayacak bir histi… 

  • Filmde canlandırdığınız Emine karakteri ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Aslında bu soru çok soruldu bir çok festivalde seyirci sorusu olarak da geldi, röportajlarda da çokça soruldu, uzun uzun cevaplar verdim…Burada ise kısaca şunu söylemek isterim; hayat, bir uçurumun kenarında ,dengede durabilme hikayesidir…Düşmemek için kimisi iyi insan olabilme direnci gösterir ve hiç taviz vermez bundan…Kimi insan da farkında olarak veya olmayarak etrafına kötülükler yapabilir. O’nun uçurumdan yuvarlanmamak için bulduğu çare budur.Bazı insanlar da kendi hayatını feda eder ve asla kimseye zarar veremez…Emine’de bunların hepsi var…

  • Bağlılık Hasan filmini bir bozulma hikâyesi olarak okuyabilir miyiz? Filmde Hasan’ın ve Emine’nin sürekli olarak etraflarıyla ve birbirleriyle olan diyaloglarında/ilişkilerinde bir şeylerin gizlendiğini görüyoruz yâda yalan ve aldatmalarla dolu diyaloglar izliyoruz. Bozulma yalanlarla mı başlıyor? Yoksa insan aynı anda hem bu yalanları hem bozulmayı içinde mi taşıyor?

 Emine ve Hasan aslında bir elmanın iki yarısı gibi. Evet karşılıklı aldatmalar, gizlenen durumlar var… Aslında muhteşem bir doğanın içinde sonsuz sükunet ve huzur içinde yaşanması gerekirken insanın doğasında olan o ilkel benlik sanırım rahat bırakmıyor. Zaten doğayı da bile isteye bozan insan değil mi? Sanırım “ ne yersen osun”mottosu son zamanlarda daha fazla önem arzetmeye başladı. Filmde de anlatıldığı gibi aşırı ilaçlama vb müdahaleler doğanın dengesini bozuyor ve netice olarak insan da bozuluyor, bileşik kaplar gibi…Bildiğim bir şey var , doğa her zaman kendini tamir etmenin bir yolunu bulur. Keşke insanlar da bunu yapabilse…Sanırım Emine ve Hasan da kendilerini iyileştirmenin yolunu bulacaklardır. Çünkü hayatın içinde sürprizler de var. Aynen filmin finalinde olduğu gibi…

  • Filmin son bölümünde hafızanın ve belleğin yitimine şahit oluyoruz. Unutma ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Muzaffer’in durumun düşününce unutmayı bir hediye olarak görebilir miyiz?

Unutmayı bir hediye olarak görmek istemiyorum. Bu şekilde unutmak istemem. Muzaffer’in her şeyi unutmuş olması kim bilir belkide Emine ve Hasan’ın tekamülüne bir hizmettir… 

  • Tiyatro çalışmalarınızdan bahseder misiniz ? Bundan sonra sizi hangi projelerde izleyeceğiz?

Tiyatro Bozok resmi olarak yolculuğuna devam eden , yurt içi ve yurt dışında oyunlar sergilemiş on yıllık genç bir tiyatro aslında. Hem yetişkin hem de çocuk oyunları sergiliyoruz. Kendi mottosundan şaşmayan, kendisi ile yarışan, derdi olan bir tiyatroyuz. Yeni sezona “ kadın” ve “kadın, erkek, toplumsal normlar” üzerine kurulmuş, “İstifçi” adlı bir oyunumuzla girmeyi planlıyoruz. Çok farklı bir oyun… Yazalı bir kaç sene oldu, sanırım artık sahnede olmalı. Seyircinin çok etkileneceğini biliyorum. Sarsıcı bir konusu var…Çocuk oyunlarımız “ Şeker Portakalı” ve “ Küçük Prens” devam ediyor. Yeni sezon için  “Pal Sokağı Çocukları” kitabını oyun olarak uyarlıyorum. Tiyatro Bozok ailesi olarak pes etmeden bu günlere geldik. Ustalarımıza saygıyla…

  • Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Sorular çok nitelikli ve güzeldi. Aslında uzun uzun konuşulması gereken konulara değinmişsiniz. Bu anlamda teşekkür ediyorum. 

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.