Alberto Rondalli’nin, Boşnak yazar Meşa Selimoviç’in Derviş ve Ölüm (Dervis i Smrt-1966) adlı romanından uyarladığı Derviş (2001) adlı filmdir. [1] Filmde kardeşinin haksız yere hapsedildiğini öğrenen Mevlevi Şeyhi Ahmet Nureddin ‘in hikâyesini ve gel-gitlerini izleriz. Meşa Selimoviç’in komünist yönetimlere olan -adalet temelli- alegorik eleştirisinde, hikâye Osmanlı İmparatorluğu içinde anlatılmış ve zaman muğlaklaştırılmıştır.
…Filmde Şeyh Ahmet Nureddin’in temiz fıtratının yaşamış olduğu haksızlıklar karşısında öfke ve ihtirasla bozulmasını görürüz. Filmin sonunda hırkayı çıkarıp parıltılı kaftanı giymişken; yaptığı kötülüğün hesabını ödetmeye gelenlerden kaçmaya çalıştığı bir an’ı izleriz. Bu anda küçük bir pencereye tırmanmaya gayret eder, nefes nefese kalır, başaramaz…

…Bu çaresizlik ve düşmüşlük hali ihtiraslarının rüzgârına yenik düştüğü öfke, açgözlülük ve şehvet duygusunun neticesinde oluşmuştur…

…Oysaki onu sırf hakikati söyledi[2] diye zindana attıklarında, karanlık hücresinin içine süzen zayıf ışığın önünde bile kadere teslim olmanın, hak ve adalet üzere olmanın verdiği haleti ruhiye ve sekine hali içindedir. O metanet ve cesaret hali, Hak’tan ayrılınca yerini zillete bırakmıştır…
Notlar
[1] Roman daha önce de, 1974 yılında Yönetmen Zdravko Velimirovic tarafından aynı adla sinemaya uyarlanmıştır. Film için bkz: http://www.imdb.com/title/tt0175560/
[2] Filmde şehirdeki bir meczup-meşrep derviş, Şeyh Ahmed Nureddin’i görmezden gelir, O yokmuş gibi davranır. Bunun üzerine Şeyh haksızlığa karşı durarak kardeşinin naaşını çıkarttırıp Cenaze namazını kılar. Bu yapması gereken, uğruna bedel ödemesi gereken tavırdır. Meczup, namaz sonrasında Şeyh’in gözünün içinde bakar.
Şeyh O’na sorar: ‘Şimdi beni görüyor musun? Tanıdın mı beni? ’ Meczup cevap verir: ‘Şeyh Ahmed Nureddin’i kim tanımaz ‘