Virata-Ölümsüz Kardeşin Gözleri Üzerine Bir Derleme

Virata-Ölümsüz Kardeşin Gözleri bence tam bir Stefan Zweig başyapıtı. Eylemin ya da en sonunda eylemsizliğin kader(ler) üzerine etkisini konu eden soluksuz bir hikaye. Hikayede Zweig, kardeşinin ölümüne sebep olan Virata’nın her eyleminden sonraki pişmanlığını en sonunda eylemsizliğinin de etkisini konu edinmektedir.

Hikaye başlığından itibaren insanı içine almaktadır. Öncelikle şu soruyla başlayalım: Ölümsüzlük mümkün müdür? İnsan beyni ham bilgiyi sınıflandırmaya, mümkünse başını ve sonunu belirlemeye çalışır. Bu şekilde sınıfladığı bilgiyi, attığı hafıza kütüphanesinden lazım geldiğinde almak daha kolaydır (belki de bir karmaşıklık ifadesi olan büyük veri (big data) günümüzde bu sebeple bu ölçüde önemsenmektedir, bilemeyiz). Çünkü, sınıflandıramadığı endeksleyemediği bilgi insanı karamsarlığa sürükler ve korkutur. Kaderin bilinmezliğinin ürkütücülüğü belki de sadece bu yüzden kayıtsız, şartsız inanarak katlanılabilir bir hal alır.

Bazı bilim dallarında “sonsuz sayılar” için erişilemeyecek kadar büyük bir sayı belirlenmektedir. Bu sayede sonsuzluğun korkunçluğu, hesaplanabilmezliği Dünyalı bir hale bürünür. Böyle bir durum “ölümsüz” için de geçerli olabilir mi? Bu hikaye özelinde düşünürsek bu sorunun cevabı evet‘ dir. Söz gelimi, Virata’nın kardeşinin ölümsüzlüğü, sonsuz mudur? Sonsuz değildir, kardeşin ölümsüzlüğü hikayede Virata’nın fani/sonlu ömrüyle sınırlıdır. Virata’nın vicdan azabı kardeşinin ölümsüzlüğünü beslemektedir. Tıpkı bir vampir gibi Virata azap duydukça ve aynı zamanda ölüme doğru yaklaştıkça, ölen kardeş daha çok yaşamaktadır. Ancak, gün gelip de Virata Krala ait köpek kulübesinde son nefesini verdiğinde, kardeşi de onunla ölmüştür. Dolayısıyla, kardeşi  önemseyen tanıyan bilen birisi olmadıkça ölümsüzlükten bahsetmek mümkün müdür? Belki de eski insanlardan bu yana ölümsüz eserler bırakmak hep bu sebeptendir. Aynı zamanda da sonludur. Bir eser için bile ölümsüzlük maddenin ömrüyle ilişkilidir. Sonuç olarak, yine de bütün bunlar  izafidir ve durduğunuz yere ve algınıza göre değişir. Virata’nın ölümüyle kardeşi de ölmüştür. Bu sebeple, ustanın bu hikayeye koyduğu bu başlık sorunludur.

Hikayenin insanı düşüncelere daldıran bir diğer önermesi de “eylemsizlik de bir eylemdir” önermesidir. Ölümsüzlüğün aksine bu önerme çok doğrudur. İnsan doğduğunda zaten karmaşık olan yaşamın karmaşıklığı bir başka deyişle entropisini arttırmamış mıdır? Kader çizgimiz ne kadar düz olursa olsun illaki bu karmaşada bir başkasının çizgisiyle çakışır, ona bulanır biraz da ondan olur. Bir zerre ne kadar hareketsiz olursa olsun diğer bir zerrenin yolundaysa onun yolunu değiştirir.

Sonuçta, hayat eylemlerin bütünüdür, az eylem az sonuç değildir. Bilakis, az eylem daha kontrolsüzdür ve bu anlayışla sonuçlarının düzeltilmesi mümkün değildir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir