Bakış: Nagazaki Kitabı

Faye, “Nagazaki” adlı romanını Mayıs 2008’de birçok Japon gazetesinde yayımlanmış bir haberden esinlenerek kaleme almış. Nagazaki’nin banliyösünde yaşayan meteorolog Shimura Kôbô  evinde yiyeceklerin azaldığını (özellikle yediği bir çeşit yoğurdun) ve eşyaların yer değiştirdiğini fark eder. Olanaklar dâhilinde bir kamera sistemi koyup evi gözetlemeye başlar. Eğer kitabı okumadıysanız bu satırlardan sonrasını kitabı okuduktan sonraya bırakmanızı öneriyorum, zira kitapla ilgili büyüyü bozmak istemem.

Bu sürprizle ilgili kısma geçmeden önce kitabın birkaç filmi anımsattığını söylemek gerekir. Açıkçası kitabı ilk okuduğumda aklıma gelen bu film ile Parazit filmi arasındaki benzerlikti. Özellikle mekânın özelliği, özel mülk;  mahremiyet ve benzer birçok konu, bireysel ve sosyolojik açıdan irdelenebilecek alt başlığı bulunduran bu ilginç filmi izlediyseniz kitapta ilk düğüm çözüldüğü anda bu benzerliği fark edeceksiniz. Diğer yandan kitap Kim Ki Duk’n boş ev filmini de anımsatıyor. (Hatta tarihler düşünüldüğünde kim bilir belki gerçekte bu eylemi yapan ve habere konu olan/lar bu filmden etkilenmişte olabilir.)

Kobo evinde bu davetsiz misafiri görünce bir an için ne yapacağını şaşırır, sonra polisi arar. Kamera ve gözetleme döngüsü içinde gözleyen gözlenene değişmiştir. Bu noktadan sonra başka bir hikaye dinleriz. Bir noktada okuyucu empati yapacağı tarafı şaşırır, çünkü bir taraf yoktur. Bir yandan sosyal medyada veri ve iletişim kanallarıyla zaten bir çok bilgimizin artık aşikâr olduğu gerçeğine karşın yine de “görünmeyen” bir varlığın evimizde olması hissi (insan hayalet) oldukça rahatsız edicidir. Bu insan hayaletin geçmişten bir parçasını aradığını anladığımızda ve yaşadıklarını öğrendiğimizde biraz sempati duyarız. Hatta kitabı okuyan birçok okur bizdeki melodramlarda olduğu gibi bir buluşma bekler. Fakat böyle olmaz, bir mektup dokunaklı şiirsel açık pencereleri kapayarak hikâyeye son düğümü atar.  

Kitap bugüne kadar bir çok dile çevrilmiş ve yazar 2010 yılında l’Academie Française Grand Prix ödülünü almış. Bu kısa eser yoğun bir etki bırakma gücüne sahip. Özellikle yalnızlık ,mülk, mekan iletişim ve bir çok konuda insana farklı pencereler açabiliyor. Son olarak kitabın bir noktada Tabutta Röveşata’daki hikaye ile benzerlik taşıdığını söyleyelim. Sonuçta o hikaye de bir gerçeklikten esinlenmiş…Ki o da başka bir yazının konusu olsun.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir