Interstellar

Gitme o güzel geceye tatlılıkla.

Öfkelen, öfkelen ışığın ölmesinin karşısında.”

Nazikçe girme geceye, savaşmadan boyun eğme

Öfke duy, öfkelen aydınlığın ölümüne karşı.“[1]

Filmde dünya bir distopya içindedir. Bu distopyada  dünya bir sona dağru sürüklenmektedir. Filmin esas karakteri eski bir Nasa pilotu olan Cooper, iki çocuğuyla birlikte tarım yapmaktadır. Cooper küçük kızı olan on yaşındaki Murph odasında kitapların düştüğünü keşfeder. Cooper, bunların yer çekimsel dalga ile kodlandığını fark eder ve bu mistik hadisede kodları çözerek bir koordinata ulaşır. Belirlenen koordinata gittiklerinde gizli bir Nasa üstüne varırlar. Burada onları karşılayan Profesör Brand, film boyunca, yukarıda alıntıladığımız şiiri, dünyayı ölümcül bir tehlikeden kurtarmaya çalışan bilim insanlarını motive etmek için kullanır. Tanımlanamayan bir zekânın Satürn yakınlarında bir solucan deliği açtığını ve yapılan araştırmalarda, giden kişilerden üçünün potansiyel yaşam keşfettiği bildirir. Cooper’un görevi ise bu 3 gezegenden hangisinin daha yaşanılabilir olduğunu keşfetmektir. Cooper filmin hikayesi sonunda bir yere ulaşır. Ulaştığı yer O’nu bu yolculuğa çıkaran oda, kitapların arka tarafıdır. Yönetmen bu noktada anla ilgili fikirlerini görülür kılmıştır. Geçen bu kadar zaman bir an’a sıkıştırılmış ve dokunulabilir bir hal almıştır. Simurgu arayan otuz kuşun sonunda kendisini bulması gibi Cooper’da en sonunda kendine ulaşmış aslında Hawking’in gözünde olması mümkün olmayan bir paradoksun[2] Nolan kamerasında karşılık bulmasını, olmasını sağlamıştır. Evlatlarını kurtarabilmek için başladığı yolculuğunda onu sona ulaştıran vasıta sevgi ve fedakarlıkla anlatılmıştır.


[1]     Şiirin orijinal tam metni için bkz: https://www.poets.org/poetsorg/poem/do-not-go-gentle-good-night

[2]     Bkz “Stephan Hawking-How to build a time machine” http://www.dailymail.co.uk/home/moslive/article-1269288/STEPHEN-HAWKING-How-build-time-machine.html

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir