Nostalghia : ” 1+1 = 1 “

Tarkovsky sinemanın zamanın şekillendirilmesi olduğunu söylemektedir. O’na göre sinema sanatında yönetmen tüm fazlalıkları arındırarak görüntü açısından değiştirilemez, saf bir an bırakmalıdır.[1] Bu yaklaşım mühürlenmiş zaman kavramıyla anlatmak istediği düşüncenin temelini oluşturmaktadır. Yönetmen zaman içinde var olan ve değiştirilemez anların peşinde olduğunu dillendirmiştir. Bunu keşfetme derdindedir ve bunun zorlama bir şekilde oluşturulamayacağını düşünmektedir. Bu sebeple filmlerinde şehirden uzaklaşmış, bu anları barındırdığını düşündüğü doğaya doğru yol almıştır.[2] Yönetmenin neredeyse tüm filmlerinde ortak olan dünyevi olan ile uhrevi olanın, seküler olan ile ilahi olanın karşılaşması ve çatışmasıdır. Daha önceki bölümlerde zaman ve sinema ile ilgili düşüncelerini belirttiğimiz Deleuze de sinemanın insanın ruhsal yaşamını çok iyi ifade edebilen bir sanat olarak varoluşsal problemlerle ilişkili olduğunu belirtmiştir.

Filmlerinde modern insanın çıkmazlarını ve sıkıntılarını anlatmaya gayret eden yönetmen, kent yaşamından görüntüleri ekseriyetle göstermemektedir. Bunun yerine bu modern psikozun ortaya koyduğu sıkıntı hallerini göstermeyi tercih etmiştir. Özellikle Kruscev döneminden sonra Sovyetler Birliği toplumunda kentlerde ortaya çıkan komünizme olan inançsızlık insanların şehirleri bırakarak kırsala geri dönmesine sebep olmuştur.

Tarkovsky filmle ilgili düşüncelerini dile getirirken, film için seçilen isimden, nostalji duygusundan bahsetmektedir. Ona göre nostalji, bir daha geri gelmeyecek olan ana dair duyulan şiddetli bir tutkunun ifadesidir.[3] Nostalji kelimesi nostos ve algia kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Nostos kelimesi dönüşü karşılamaktadır. Buradaki kelime yaygın olarak eve, başlangıca dönüş için kullanılan bir kelimedir. Algia ise özlemi ifade etmektedir.[4] Tarkovsky’nin tanımında yer alan tutku kelimenin kökenlerinde kendini göstermektedir. Zira kelime heterojen yapısıyla eve dönüş özlemini içermektedir. Eve dönüş özlemi, eve dönüş fiilinin kendisine duyulan tutkudur.

Nostalgia filminde yer alan Domenico bu mezcup hal içindedir. Tarkovsky’nin filmlerinde çok az kullandığı şehir görüntülerinden biri bu filmde yer almaktadır. Domenico kent meydanı içinde kendini yakmıştır. Bu duygu esasında kaybettiği ya da bulmayı umduğuna yönelik güçlü bir nostalji duygusu barındırmaktadır. Bu manevi boşluk ve sınırlanmışlık hali içinde Domenico kendini yakmıştır. Bu sahne bir vazgeçişin mezcub-meşrep ifadesidir. Esasında Tarkovsky Andrei ile Domenico arasında bir bağ oluşturmuştur. Andrei’de Domenico gibi düşünmekte, bir noktada O’nun bu vazgeçişine öykünmektedir.

“Nasıl gidiyor? Kalbin nasıl? Bilmiyorum, sınıra dayandım. İçimde hangi atam konuşuyor? Hem aklımda hem de bedenimde… Aynı anda ayrılamam. Bu yüzden tek kişi olamıyorum. Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.”

Domenico’nun meşhur tiradında söylediği şeylerden alıntıladığımız bu kısım O’nun çıkmazını da ortaya koymaktadır. Çünkü Domenico, bu çokluğun içinde kendini kaybetmiş gibidir. Roma şehrinin bu sıradan, maddeye bağlı ve yorucu hareketliliği içinde bir hareketsizlik, zamansızlık aramaktadır.

“Bir damla ile bir damla birleşince iki damla etmez, daha büyük bir damla eder.” Domenico böyle demiştir. Tarkovsky O’nun evinin gösterdiğinde bunun bir matematiksel formül olarak duvarında yazılı olduğunu görürüz. Bu açıdan bakıldığında bu kesret içinde Vahdeti arayan iki farklı adamın hikâyesine odaklanmıştır film. Bir yandan Domenico’nun ailesi de dâhil olmak üzere kendini bu dünyaya imleyen şeylerden uzaklaşıp 1’in cazibesine kapılması anlatılmaktadır.  Öte yandan Andrei’nin sürgün hissiyatıyla dolaştığı Roma’da sürekli olarak gördüğü rüyaların tesirindedir. Tarkovsky bu filminde de, diğer filmlerinde olduğu gibi zaman-imge’yi ustalıkla kullanarak, bizi sadece görüntülerin ve anların olduğu ve bu anlarla ilgili zaman duygusunun katman katman, iç içe geçtiği bir alana davet etmektedir


[1]     Tarkovskı, Andrey, “Mühürlenmiş Zaman” Ç. Füsun ANT, Agora Kitaplığı,

[2]     Şevik, Eylem, “Tarkovsky Sinemasında Zaman”, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

[3]     Gianvito, “Şiirsel Sinema”,2009.s.143

[4]     Svetlena, Boym, (2009), “Nostaljinin Geleceği”, Ç. Ferit Burak AYDAR, Metis Yayınları

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir