Danimarka yapımı olan başrolünde Mads Mikkelsen’ın oynadığı ve Thomas Vinterberg’in yönettiği (yine senaryosu da Vinterberg’e ait olan) bu dram filminde, hem psikolojik yorumlar içeren hem de hüzün ve komedinin iç içe geçtiği keyifli bir hikaye izliyoruz. Kuzey Avrupa’nın içkiye düşkünlüğü ile bilinen topraklarında, tutunacak dalı kalmamasıyla kendini alkole veren bir grup eğitimciyi ve çalıştıkları okul konu ediniyor. Film, bize başlangıçta göl çevresinde ve metroda bir grup öğrencinin sarhoşluğunu ve kendilerince eğlenmelerini anlatır. Bu eğlence kimileri için rahatsız edici görünürken kimisi için de ufak bir öğrenci grubunun gençliğin tadını çıkarması olarak görülebilir. Öğrencilerin okuduğu okulda ki öğretmenleri alkolün öğrencilere olan zararları ve yaptıkları haylazlıklardan yola çıkarak öğrencilerin eğitim hayatı boyunca alkol tüketimine kısıtlama getirirler.
Orta yaş krizinde, kendini oldukça sıkıcı bir insan olarak tanımlayan, tarih öğretmeni Martin, aynı okulda psikoloji öğretmeni olan Nikolaj’ın doğum günü için yine aynı okulda çalıştıkları koç Tommy ve müzik öğretmeni Peter ile yemeğe çıkarlar. Martin’in alkole olan mesafeli olan tavrı arkadaşlarının onu bu konuda teşvik etmesine hatta ısrarlı davranmalarına sebep olur . Kutlamada Nikolaj’ın Martin’i psikolojik öğretilerle alkole ısındırmaya çalışması da Martin’i büyük ölçüde etkiler. Gece sonunda eğlenceli ve kafa dağıttıkları bir zaman geçirirler.
Bu dört eğitmenin bir sonraki görüşmesinde, Finn Skardeud’un insanların kanlarında %0,05 oranında eksik alkolle doğduğu hipotezini test eden bir çalışma üzerine konuşurlar, Skardeud’un araştırmasında her gün belirli bir seviye alkol tüketiminin gereksinimi ve hayat şartlarının eskisinden daha iyi olacağı yönünde söylemler vardır. Bu dört eğitmen, oranı tamamlayıp, alkollüyken kendi psikolojik durumlarını, motivasyonlarını ve konsantrasyonlarının nasıl değişebileceğini tartışırlar. Aslında asıl amaç alkol ile birlikte mesleki ve sosyal performanlarının nasıl artabileceğini görmektir. Bu fikir Martin’in için başta zor gibi gelse de sonrasında alkollüyken ki çalışma şekli ve dışa dönüklüğü onu cezbeder; kendi düşüncesinin aksine eğlenceli bir kişiliğin alkolün etkisinde ortaya çıktığını düşünüp bu hipotezi test etmeye karar verir. Martin için ufak dikkatsizlikler dışında her şey güzel gider, dersi akıcı anlatır ve öğrenciler için eğlenceli örneklerle destekler, sosyal olarak daha konuşkan ve ilgi çekici bir hale gelir, eşi ve çocukları bu durumdan oldukça keyif alır haldedir.

‘Gençlik nedir?
Bir rüya.
Aşk nedir?
O rüyada gördüğün şey.’
Buluşmalar geçtikçe alkolün dozu ortak kararla artar ve Skardeud’un çalışmasında ki ateşleme -burada iki seçene vardır; birincisi olan 6-7 birimi geçtikten sonra vücut bitkin düşer eve gidersin, ikincisi olan önüne gelen fark etmeksizin her şeyi içmek istersin- evresine geçmek istenir. Martin burada pes etmek ister. Kalan 3 kişi bu hipotezi bitirmek için iddialıdır. Azami promili deneyen bu 3 eğitmen aslında özgürleştirici psikolojik etkilere varmak istemektedir. Martin montu giyip ortamdan ayrılmaya kararlıyken boştaki kadeh ile deneye devam eder. Bu azami promil deneyi bulundukları markette ve pub’da rahatsız edici ve huzursuz bir ortam yaratır, alkol bu dört kişi için eğlenceli gibi gözükse de bulundukları ortamda ki insanlar için geçerli değildir. Aslında bu deney kendileri için de eğlenceli değildir. Grubun başı ve psikoloğu Nikolaj sabaha karşı yatağa kaçırır ve eşiyle kavga eder, eşi evden ayrılır. Martin kendini sokakta kan revan şekilde yerde yatarken bulur. Aile yemeğinde Martin kendini açıklamaya çalışırken eşinden gelen itiraf ile öfke patlaması yaşar ve bu onu alkole daha da iter.
‘Skardeud’un insan kanındaki eksik promil seviyesi üzerinde yapılan çalışma son derece büyük olumsuz toplumsal etkileri ve alkolizm tehlikesi nedeniyle sona erer’ Martin adına son bir gece yaşandıktan sonra artık bu test rafa kaldırılır. Okul müdürüne, öğretmenlerin alkol tüketimi hakkında gelen şikayetler üzerine tüm öğretmenler toplantıda buluşur ve Tommy’nin alkollü gelmesiyle bu durum açığa çıkar. Alkolün insan üzerindeki tesiri kişiden kişiye değişiklik göstermekle beraber, grubun zayıf halkası olan Tommy alkolizm ile karşı karşıya kalır. Ve Tommy’nin intiharıyla gruba derin bir darbe iner.
Okulun yıl sonu kutlamasında, öğrencilerde ilk sahnede olduğu gibi bir heyecan ve körkütük sarhoşluğun etkisiyle gamsızlık ve neşe görünür fakat kalan üç eğitmen için durum biraz daha farklıdır. Kalplerde keder ve gözyaşı, kadehler ise Tommy’e kaldırılır. Film sonunda film boyunca bahsedilen fakat hiç göremediğimiz Martin’in dansı gerçekleşir.

Filmde alkol kavramını metaforik olarak, daha soyut düşündüğümüzde insanın zihnini rahat bırakması ve rahat olması olarak görebiliriz. Bazen hayat şartları, iş-aile arasında volta atarken güçsüzleştiğimiz ve içimizi çürüten durumlar yaşıyoruz. Kuralların esnek bırakılarak zihni serbest bıraktığımızda hayat daha da kolaylaşabiliyor. Film bunda da bir sınır olması gerektiğini hatırlatıyor. Sürekli ve içtenine büyüyen bir gamsızlık hali bir örtüye dönerek insanın şuur ve idrakini kapatabiliyor, insanı devre dışı bırakabiliyor. Kurallar konusunda katı olma, aşırı kaygı, düşünce yada kural nasıl zorluyorsa insanı zorlayabilirken, kuralsızlık gamsızlık ve ilgisizlikte dönülmez felaketler getirebiliyor.
Notlar
[1] Film 93. Akademi Ödüllerinde En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film ödülünü kazandı. En İyi Yönetmen dalında aday gösterildi. Ayrıca İngiliz Dili Olmayan En İyi Film dalında BAFTA Ödülü ve En İyi Film dalında Avrupa Film Ödülü’nü kazandı ve Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre Ödülü’ne aday gösterildi
[2] Filmde karakterlerin eşleri ve çocuklar biraz daha geri planda kalmış daha çok karakterlerin iç dünyasının tasvirlerine önem verilmiş. Martin’in sıkıcılıktan kurtulması için, Nikolaj’ın rahat bir uyku çekmesi için, Peter’in rutinlikten kurtulması için ve Tommy’nin yalnızlıktan kaçabilmesi için bir buluşma noktasıydı alkol bir nevi çıkış kapısı. Ayriyeten öğrencilerin gençliklerinin rüyasında olması ve böylesine neşeli ve özgür davranırken, bu dört karakterin genç gibi hissetmesinin ardında alkolün yatması, ve aşkı, sevgiyi artık eskisi gibi tadamamalarının sebebi rüyanın bittiği anlamına gelmesi hüzünlü bir detay olmuş.
[3] Martin’in hem ailesiyle hem de okuldaki öğrencilerle olan sorunları, görünmez, ruhsuz hali ve uyanışıyla beraber kaybetmek üzere olduğu şeyleri toparlamaya çalışması oldukça güzel işlenmiş. Aslında seyirci izlediğinde ‘çoğu zarar azı karar’ atasözü gelebilir, hem azami promil deneyinde hem de eğlendikleri gecenin sabahında olanlarda. Seyirci psikolojik düşüncelere sürüklenirken insanın özgüvenin ve sosyal olarak kayda değer bir insan olması için bir maddeye/iksire/içkiye ihtiyacı olup olmadığını düşündürüyor
[4] Her bünyede farklılık gösteren doz ve etkilerinin nelere yol açabileceği bilinmeyen alkolün yerine pekala aynı etkiyi yapan başka bir madde de konulabilirdi. Burada ilgi çekici olan özgüven ve hayat cesareti için tüketilen alkolün dozu artınca hem özgüvende hem de benlikte ortaya çıkardığı tahribat. Bu tahribat rahatlama adımlarıyla küçük küçük başlayan şeyin kontrol edilemez hale gelmesiyle ortaya çıkıyor ki insan itkisi ve tavrı gereği aşırılıklarla dolu olduğu için film bu kontrol edilemezliğin de işaretlerini veriyor.