Zavrak, Bal Kuşu ve Öyküler / Hiç Kimsenin Dünyasında

İnsanların bir hayvanı takip etmesi ve hayvanın insanları bir hikayeye, bir yere/ kurtuluşa ulaştırması bilindik bir tema Bu tema etrafında dolanan çok sayıda hikayeyi anlatabiliriz. Örneğin Ergenekon hikâyesindeki kurt, Alice harikalar diyarında Alice’i  peşinden sürükleyen tavşan… Eski Şaman hikayelerinde ve Batı Avrupa mitlerinde karşımıza çıkan geyik mitleri. Bir çok hikaye çoğunlukla bir kurtarıcı ya da yoldaş olan  hayvanın takip edilmesi ve bu eksende gelişen  hikayeler etrafında şekillenir.
Terzioğlu’nun kitabında yer alan Zavrak  hikayesi de bu çağrışımı yaptı. Hikayede yürüyemeyen kahramana ilham olan ve kendini takip ettiren kuş onu  kayalıklara götürür, bir çeşit özgürleşme/ intihar ihtimalinin içinde barındırdığı bedensek kısıtlılığın ötesine geçebilme ihtimalidir  kahramanı peşinden sürükleyen.

Ayrıca tüm hikayeleri okuyunca aklıma insanların takip ettiği başka bir hayvan, başka bir kuş daha geldi.: Bal kuşu. Bal kuşu dünyanın çeşitli yerlerinde insanlarla işbirliği yaparak onları arı kovanlarına götürürken, onlardan ödül olarak bal alır. Bu mutualist ilişkide bazı şehir efsanelerinde bal kuşunun cimrilik yapan avcıları cezalandırıp bir sonraki sefere onları bir ayı inine götürdüğü de rivayet olunur ama konumuz bu değil.

Meltem Terzioğlu da bir bal kuşu gibi okuyucuyu peşine takıyor ve anlatımdaki akıcılıkla onlara bal vadediyor. Okuyucu güzel tasvirlerin; akıcı/ritmik bir anlatının  içindeki kelimelerle birlikte ötekilerin, yoksulların, arda kalmışların, evde kalmışların, tırlatmışların dünyasında dolaşıyor. Bazen bir havyanın gözünden insan eliyle yapılan zulmü okurken bazen bir bakkalın bıyık bırakmakla bulacağını zannettiği aidiyet ve özgüveni ve kaybettiği/bulduğu aşkını/ saatini  (nostaljisini) okuyor.

Öykülerde ötekiler, garibanlar, hayvanlar, engelli bireyler esas kahramandırlar.  Aşk, delirme,  aldanma, modern zaman halleri, aileler, sokakta olanlar, sokağa düşeneler gibi insanlık hâllerini okuruz . Yazar öykülerde sokağa sadece kurgusal bağlamda değil, diliyle de iner. Yerel söyleyişleri ve günlük dili öykü ritmini bozmadan verir.
Nihayetinde öyküler trajiktir, yani acıdır. Yazarın vadettiği bal ise insanların ve hayvanların , acılarına karşı duyarlı olunan bir dünyadır  ve  her ne kadar bazı öykülerin trajik bittiğini görsek de yazarın bizi sonunda ulaştırdığı yer (yani bal ) acıların sonlanmasına dair taşıdığı umududur. Zavrak, Ceviz İçi ,Para Üstü gibi öyküler böyle bir umutla kapanır.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir