Juan Jacinto Muñoz Rengel’in Hastalık Hastası Kiralık Katil adlı romanı, kara mizah aracılığıyla modern bireyin korkularla örülmüş dünyasına ayna tutmaktadır. Eserin başkahramanı Bay Y., mesleği gereği insan öldürmekle yükümlü bir kiralık katil olmasına rağmen, paradoksal biçimde, yaşamı boyunca ölümden, hastalıktan ve çöküşten korkmaktadır. Asıl görevi öldürmek olan birinin, ölüm fobisinin ötesinde hastalık fobisi geliştirmesi zamanımızın endişe patlamasının parodisi gibidir.
Bay Y., her an bedeninde yeni bir hastalığın ortaya çıkacağından endişe duymakta, en ufak ağrıyı bile ölümcül bir işaret olarak yorumlamaktadır. Ancak bu korku, yalnızca biyolojik bir endişe değildir; aynı zamanda bir gelecek kaygısı biçiminde tezahür etmektedir. Ne kadar dikkatli olursa olsun, sistemin içinde bir gün “bozulacağına” dair inancı sarsılmamaktadır. Böylece karakter, yaşamı koruma çabasıyla yaşamın kendisinden uzaklaşmaktadır. Modern iktidar, insanı cezalandırarak değil, onu “sağlıklı tutarak” yönetmektedir. Bay Y.’nin sürekli kendini denetlemesi, aslında bu denetimin içselleştirilmiş bir biçimidir. Kendi bedeninin polisi haline gelmiş bir insandır. Artık dışsal bir otoriteye gerek kalmamaktadır; bireyin korkusu, en etkili gözetim aracına dönüşmektedir. ¹
Modern özne, korkuyla kurduğu ilişkiyi bir tür haz biçimine dönüştürmektedir. İnsan, korkudan uzaklaşmak yerine onun içinde yaşamayı öğrenmekte; korku, bir savunma refleksi olmaktan çıkıp kimliğin parçası haline gelmektedir. Bay Y.’nin yaşamı bu çelişkinin sahnesine dönüşmektedir: hastalık fikrinden kaçtıkça, o fikre daha sıkı bağlanmakta; her belirtiyi kovalamakta, her semptomu doğrulamaya çalışmaktadır. Böylece birey, onu esir alan sistemin parçası olduğunun farkına vardıkça, ondan kaçmaya değil, daha düzenli biçimde ona uymaya başlamaktadır. ²
Aklın kendi kendini zehirlediği modern dönemde birey, ölçmekte, takip etmekte, önlem almakta; ancak bütün bu çabanın kendisi anlamı ortadan kaldırmaktadır. Akıl, kendini koruma içgüdüsüyle hareket ederken, varoluşu boğmaktadır. Rasyonel düşünce, kendi içinden irrasyonelliği üretmektedir. ³
Rengel’in romanı, bu düşünsel arka planın edebi bir beden içinde somutlaştığı metinlerden biridir. Bay Y. ne yalnızca bir karakterdir ne de yalnızca bir mizah figürüdür; o, korkularla yönetilen çağın ideal vatandaşını temsil etmektedir. Korkunun sürekliliği, modern dünyanın en güvenilir düzen aracına dönüşmektedir. İnsan korkusunu kaybettiğinde sistem de anlamını kaybetmektedir. Bu nedenle Bay Y.’nin hikâyesi yalnızca bir hastalık paranoyası değil, sistemin sürekliliği için üretilmiş bir duygunun, yani korkunun, gündelik hayata sızma biçimidir.
Sonuçta Hastalık Hastası Kiralık Katil, bir kara mizah romanı olmanın ötesinde, insanın kendi korkularının rehinesi haline geldiği bir çağın ironik anatomisini sunmaktadır. Bay Y.,profesyonel bir katil olmasına rağmen hepimiz gibidir: yaşamakta, ama sürekli öleceğini düşünmekte; yürümekte, ama her adımda düşeceğinden emin olmaktadır. Korkularla biçimlenen bu varoluş, artık modern dünyanın en görünmez ama en etkili hastalığı haline gelmektedir. Hastalık Hastası Kiralık Katil esas mesleğini bu korkulardan dolayı icra edememekte, öldürme eylemini gerçekleştirememektedir.
Dipnotlar:
¹ Foucault, Biyoiktidar
² Zizek, The Pervert’s Guide to Ideology
³ Adorno, Aklın Diyalektiği
