Öykü Seçkisi

Öykü türü yoğunluğu ve zorluğuyla anlatı alanı içinde müstesna bir yere sahiptir. Bu özel hali beğenilerin de özelleşmesine sebep olur. İşte bu yazıda kişisel bir seçki içinde en sevdiğim on öyküden kısaca bahsetmek istedim.

10.Çullukların Gecesi (La Noche de Los alcaravanes) – Gabriel García Márquez

Bu öyküyü benim için ilginç kılan yazarın Anlatmak İçin Yaşamak kitabında aktardığı bir hatıra. Aklımda kaldığı kadarıyla  yemek yapılırken ortadaki kazana yaklaşan çulluk kuşu ve yemeği yapan kadının onu yakalayıp kazana atıvermesi ve sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranması. Bu anıyı hikayeyle birleştiriyorum. Marquez kendi kişisel görüşleri için de bu kitabın neredeyse Yüzyıllık Yalnızlık kadar önemsediğini söylüyor .Öyküde düşsel bir anlatıyla çulluklar tarafından gözleri oyulan üç adamın hikâyesini anlatıyor.

9.Teddy- J.D. Salinger

Münzevi Salinger’in mantığın ötesine çıkıp, an’da kalabilmeyi salık veren öyküsü. Batı’nın materyalizmine karşı Zen düşüncesini merkezine yerleştiren Teddy öyküsünde bu yaşlı /çok yaşamış küçük çocuğun ağzından yazarın kendi haleti ruhiyesini anlatışını dinleriz sanki. Öykünün sonu sarsıcı olur.

8.Duvar- Jean-Paul Sartre

Duvar gelecek düşüncesinin ortadan kalktığı tutsaklık içindeki üç insanın hallerini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Öykünün sonu ise ölümün aradığı adamı en nihayetinde Samarra şehrinde bulduğu  hikayeyi anımsatıyor.

7.Morgue Sokağı Cinayetleri -Edgar Allan Poe

Düşünme biçiminden bir sonraki düşüncenin ne olacağına dair çıkarımlarla, Sherlock öncülü- belki de ilham kaynağı- (1841-1887?)  bu öykü gizli kahramanı ve kahramanın kendine özgü (!) oluşuyla akıllarda kalmıştır. (Yıllar önce Ankara’da benzer bir olay ile ilgili bir olayı dinlemek bu öyküyü benim için daha mümkün ve özel kılmıştır.)

6. Yedi Kat – Dino Buzzati

Kaçınılmaz olana karşı ,alışıldık bir iyimserliğe sahip  insan doğasıyla ilgili müthiş bir alegori imkanı ortaya koyan bu öykü özellikle salgın döneminde zihnimi- ara sıra kendini hatırlatarak- meşgul etmişti. Kullanılan dil ve karakterin duygu geçişiyle ilgili yazarın oluşturduğu sıra dışı derinlik öyküyü benzersiz bir noktaya götürüyor.

5. Öteki -Jorge Luis Borges

Dostoyevski’nin Öteki’sine ( Doppelgänger  ve Nietzche’yi de hatırlayalım) ismi ve girizgahıyla gönderme yapan öykü , Öteki kavramını büyülü gerçeklik anlatısı içinde zamanları üst üste bindirerek ortaya koyuyor.

4. Tanrıyı Gören Köpek- Dino Buzzati

Basit bir fırıncının hikayesi gibi başlayan öykü bir anda zincirlerinden boşalıyor …Taşralıların üç kağıtçılıkları , yanlışları, zaafları anlatılırken köpeğin bakışları karşısında bir anda aldıkları tavır ve bu köpeğin onların üzerinde bıraktığı ağırlığa yoğunlaşıyor yazar.

“Köpekten korkuyorlardı, ısırılmaktan değil Köpeğin onlara kötü gözle bakmasından korkuyorlardı.”

3. Işık Su GibidirGabriel García Márquez

Denize ve suya uzak bir şehirde ışık ve sudan bahseden bir öykü… Bir gazete küpüründen ortaya çıkan büyülü bir anlatı.

Işık su gibidir, insan musluğu açar o da akar.

2.Muz Balığı İçin Mükemmel Bir GünJ.D. Salinger

Yazarın neredeyse otobiyografik bir anlatı içinde hayalinde yaşadığı hesaplaşmayı ortaya koyan ,savaş sonrasında bir daha düzelmeyecek olan kırgın yanının en görünür olduğu öykü.

Did you see more glass ? (Seymour Glass)

1.Natanael’in ZiyaretiGabriel García Márquez

Öyküyü hatırlayınca hep şöyle düşünürüm. Öyküdeki karakter yazarın kendisi gibi; bir anlatı dekorunun içine giriyor ve kendi kafasında yaşattığı diğer karakterlerle konuşuyor. Bazılarının da gelmesini bekliyor….

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir