Sevmek Zamanı” filmi de özellikle finaldeki kayık sahnesi ve bu sahnede yer alan ve bir açıdan filmi özetleyen alegorik anlamlar açısından oldukça dikkat çekicidir. Filmde boyadığı köşkte asılı duran resme âşık olan Halil’in ve resimdeki suretin sahibi Meral’in hikâyesini izleriz. Meral, Halil’in resmine duyduğu saf ve temiz sevgiden etkilenerek Halil’e âşık olmuş fakat Halil düşsel dünyasında bulduğunu kaybetmekten korkarak Meral’i kendinden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Nihayetinde tam kavuşacakları zannedildiğinde kızın babası Halil’e Meral’in varlıklı olmaya alıştığını, dolayısıyla bu hissiyatının kalıcı olmayacağını söylemiştir. Bu duyguyla Halil, yeniden uzaklaşır. Meral ise kendi çevresinden biriyle evlenmek üzeredir. Bunu öğrenen Halil kontrolünü tamamen kaybederek cazibeye kendini bırakır. Bir cansız mankene gelinlik giydirerek resmide yanına alır ve kayıkla gölde dolaşır. Bu anda Meral bir şekilde onu fark eder ve arabayı durdurarak kayığa binmeyi başarır. Gelinliği ile kayığa çıkar, cansız mankeni ve resmi göle atar. Surete yönelik aşk nihayet öze dönmüş olur, bu kavuşma anı bir kavuşamamaya dönüşür. Kurşunlanmışlardır; âşık ötekine (maşuka) duyduğu aşkta varlığından vazgeçebilmiştir. Bu masalsı anlatı, surete yönelik sevginin öze dönmesini simgesel olarak anlatabilmesi açısından şiirsel manalar içermektedir.

Yüreği dayanmayan;
kül olup,
küllerinden yeniden doğan zümrüdüankaya dönüşmesi gibi bir dönüş olsa gerek bu?!