“Amma çok şey geçmiş bu bahçede
Şimdide hiçbir şey yok”
Comoara (Hazine, 2015 ) filminin tüm özeti Adrian’ın detektörcü adam ile aralarında geçen bu diyalogda özetleniyor gibidir. Hazine aranan bahçe tüm yıkık döküklüğü, köhneliği ve terk edilmişliğiyle bir Romanya alegorisi oluştururken, bahçenin ve malikanenin daha öncesinde çok farklı ellere geçen ve her biri Romanya tarihinden izler taşıyan hikayesini de dinler izleyici. Costi günlük işleri içinde rutin hayatını sürdürürken oğlu Alin’e Robin Hood ile ilgili bir masal anlatmaktadır. Bir önceki sahnede oğluyla yaptığı konuşmada geç geldiği için özür dilemekte ve Robin Hood gibi saklandığını ima etmektedir. Oğlu Costi’ye O’nun Robin Hood olmadığını ve saklanmadığını söyler. Bu Robin Hood göndermeleri hikâyenin bir diğer yüzünü oluşturmaktadır. Costi yine bir Robin Hood hikâyesi okurken kapı çalar ve komşusu Adrian gelir. Uzun uzadıya bankaya olan borcundan ev kredisini ödeyemediğinden bahseder ve 800 Euro borç ister. Costi kendisinde de bu kadar para olmadığını söyler. Bir süre sonra adam yine gelir ve bu ayaküstü sohbeti Mutfak masasına taşır.800 Euro Borcu bir dedektör kiralamak için istemektedir ve bunu başarırsa Dedesinden kalma-yukarıda bahsettiğimiz bahçede- gömülü olduğunu düşündüğü hazineyi bulacaktır. Bu konu ile ilgili hüsnü zannının tek genel geçer kanıtı da dedesinin en çok O’nu sevmesi ve ölmeden önce O’na eve gözü gibi bakmasını söylemesidir.
Costi karakteri bu minimalist yönetmen açısından tanıdık bir mecra ortaya çıkarsa da hazine fikri temelde gelenek altında ezilen orta yaş karakterlere odaklanan yönetmen için bir ilktir. Costi bir hayalperest olarak karşımıza çıkmaktadır ve bu serüven oğlu Alin’i etkileyebilmesi açısından oldukça önemli bir fırsat ortaya koymaktadır. Öyle ki modern dünya O’nun böylesine deli bir fikre kapıldığına ihtimal vermemektedir. Bölüm Şefi işten dedektör bulmak için kaçtığı süreyi iş arkadaşıyla bir gönül ilişkisine bağlar. Costi bunu inkâr etse de durumu kurtarmak için Dedektör işiyle uğraşan bir yerde çalışan bir kadın ile ilişkisi olduğunu söyler. Öyleki böyle bir ihtimal Costi’nin bir define peşine düşmüş olmasından daha inandırıcıdır.
Sonuç itibariyle, Costi ve Adrian, Adrian’ın bahçesinde ulusal miras olarak değerlendirilebilecek bir şey bulurlarsa, derhal bunu polise bildirmelidir ve bir uzman komite, ne olacağına karar verecektir. Neyse ki, dedektörcü Cornel onlara 400 Euroluk bir teklif yapar ve polis konusunda ağzının sıkı olacağını söyler. Hep birlikte bahçeye vardıklarında üç karakterinde gerçek kişiliklerini dışa vurdukları sahneleri izlemeye başlarız. Costi hayalci ve uzlaşıcı kişiliğiyle iki farklı karakteri birleştirirken Adrian’ın Tek Derdi Para Cornel’in İse İşini Doğru Yapabilmektir. Bir gün ve gece yarısından oluşan bu sahnelerde Cornel’in koministliği Adrian’ın kolaycılığı ve bu temsil ile Rumen burjuvazisine göz kırptığı birçok sahneyi izleriz. Bu sahne ayrıca yönetmenin de gelenek ve modernite ile ilgili bazı obsesyonlarını da ortaya koyar. Toprak altını üç boyutlu görüntüleyebilen haritalandırabilen bir dedektörün karşısında sadece metal varlığı ve demir olup olmama bilgisi verebilen sesli uyaran bir dedektör arasında yönetmen ve karakterlerle birlikte bahçeyi dolaşırız. Nihayetinde bir yeri kazmaya karar verirler.
İş ilerledikçe Adrian doğası gereği negatif bir tavır takınır. Bu burjuvazinin kendi hakkı ile ilgili olana gösterdiği kayıtsızlık ve genel tembelliğiyle alakalıdır. Adrian Corneli iş bilmemekle ve kominist olmakla suçlarken Cornel O’nu hayalcilik ve kolaycılıkla suçlamakta çalışmasının karşılığını aldığından bahsetmektedir.
Hikâyenin bundan sonraki kısmı sürprizleri ele verebileceği için bu kısımda söz biraz da Rumen Yeni Dalgasına getirmekte fayda var. Rumen yeni dalgası yükselen filmleriyle ve ön plana çıkan aşırı detaycı ve gerçekçi yaklaşımlarıyla ideolojiyi ve dünyayı keşfi metaforik yollarla anlatmanın çabasında. Bu çaba hem ortaya çıkan ürünlerin çeşitliliğine katkı sağlarken yönetmenlerinde kendi çıtalarını zorlamalarına olanak sağlamaktadır.
Sonuç olarak Costi yatmadan önce oğluna okuduğu kahramanı rol modeli olarak kendi benliğine almak isterken O’nun bu modern ötesi tavrı kadim geleneklerden gelen yüce insani değerlerle birleşiyor. Sonuçta bunu başarabildiği final aynı zamanda yönetmen için bir hazinenin gösterilmesi ve belki de paylaşılabilmesi hayalini içeriyor. Bu hayalin gerçekleşme yolunu da definenin, yani bahçede yaşanmış olanın, gömülmüş olanın çıkarılmasında buluyor.