Futbol için önemsiz şeylerin en önemlisi demişti Kloop. Belki de öyle değildir, belki de o kadar önemsiz ve basit değildir futbol en azından futbolun asla sadece futbol olmadığını düşünürsek. Sahanın dışı kadar sahanın içi ile ilgili de çok farklı değişkeni bünyesinde barındıran dinamik bir yapıdadır futbol. Ve tüm bu değişkenlik içinde doğru kararları verebilmek gerekir.
Ali Koç’un tüm başkanlık sürecinde kararlarının önemli bir bölümü eleştirildi. Bunların bazıları kararların futbol ekosistemine uymayan ve gerçeklikle örtüşmeyen yönle taşıdığı yönündeydi. Bazılarında ise özellikle ilk dönem kararlarında yanlış delegasyonla ilgili hataların olduğu öne sürüldü. Medya ilişkileri camianın içi ve dışı ile ilgili iletişim ve oyucnu seçimleri /transferleri ile ilgili (yada yapılmayan transferler)bir çok farklı karar konusunda eleştiriler sunulabilir. Bu yazının odağında ise teknik direktör tercihleri olacak.
Karar verme teorisi, modern sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biridir. Temelde iki yaklaşım öne çıkar: rasyonel karar verme modeli ve sınırlı rasyonalite. Rasyonel karar verme, karar vericinin tüm bilgiyi topladığı, seçenekleri değerlendirdiği, olasılıkları hesapladığı ve en optimal tercihi yaptığı varsayımına dayanır. Bu modelde karar, matematiksel bir çözüm gibidir: doğru veri varsa doğru sonuç çıkar. Ancak Herbert Simon’un geliştirdiği sınırlı rasyonalite kavramı, gerçek hayatta bu modelin nadiren işlediğini ortaya koyar. İnsanların (ve kurumların) zamanı, dikkati, kaynakları sınırlıdır; bilgi her zaman eksiktir; duygular, önyargılar ve sosyal baskılar sürece karışır. Bu yüzden çoğu karar, “en iyi” olandan çok, “yeterince iyi” olana yönelir.
Futbol kulüplerinde teknik direktör seçimi de bu teorilerin canlı örneklerini sunmaktadır. Kulüp başkanları kağıt üzerinde rasyonel seçimler yapmaya çalışsalar da taraftar baskısı, medyanın etkisi, ekonomik sınırlılıklar ve geçmiş başarısızlıkların gölgesi, kararları sınırlı rasyonalite çerçevesinde şekillendirir. Ali Koç’un Fenerbahçe başkanlığı döneminde yaptığı teknik direktör tercihleri, bu teorik çerçevenin göründüğü bir dizi karar verme noktası olarak okunabilir.Bunları sırasıyla ele alalım
Phillip Cocu kararı: Aykut Kocaman’la devam etmeme ve Cocu ile yola çıkma tercihi, rasyonel karar verme modeline dayalı bir “vizyon” hamlesiydi. Uluslararası kimlik, yeni bir futbol dili ve modern bir anlayış hedeflendi. Fakat kısa sürede bu karar, eksik bilgi, uyumsuz kadro yapısı ve aşırı beklentiyle sınırlı rasyonalite tuzağına düştü.Delegasyon yanlıştı
Erwin Koeman geçişi: Cocu’nun gidişinin ardından ekipteki Koeman’ın getirilmesi, klasik “geçici çözüm” arayışıydı. Karar teorisinde bu tür tercihler, belirsizlik anlarında “yeterince iyi” kararı seçmek olarak görülür. Bu, kulübü tamamen kaosa sürüklememek için alınan pragmatik ama sınırlı bir karardı.
Ersun Yanal dönüşü: Yanal’ın gelişi, taraftarın hafızasında bıraktığı şampiyonlukla duygusal rasyonaliteye dayalı bir tercihti. Rasyonel hesaplardan çok, “nostaljik güven” yaratma ihtiyacı ön plandaydı. Bu karar, teknik değil, ideolojik (fikir) boyutuyla öne çıkmıştı.
Zeki Murat Göle ve Tahir Karapınar geçişleri: Belirsizlik ve kriz anlarında göreve gelen bu isimler, karar teorisinde bilgi eksikliği ve zaman baskısı altında alınan bu tür kararlar, uzun vadeli fayda üretmez ama sistemin sürekliliğini sağlamaktadır.
Erol Bulut seçimi: Daha genç, planlı ve ekonomik bir tercih olarak Bulut’un göreve getirilmesi. Gençleşme, mali denge, sürdürülebilirlik amaçlarıyla uyumlu bir adımdı. Ancak beklenen sportif başarı gelmeyince sınırlı rasyonalite tekrar baskın çıktı.
Emre Belözoğlu dönemi: Emre’nin göreve getirilmesi, karar teorisinde “iç kaynakların kullanımı”na örnek olarak gösterilebilir. Kulüp kültürünü bilen, içeriden bir figürle risk azaltılmak istendi. Bu, kısa vadeli rasyonelliğin tipik bir göstergesiydi.
Vitor Pereira’nın dönüşü: İkinci Pereira dönemi, kararların geçmişe dönerek umut bağlama eğilimini gösterir. Burada sınırlı rasyonalite devrededir: başarısızlık ihtimali bilinse de, daha önce denenmiş bir modele yeniden sarılındı.
İsmail Kartal (ilk dönem): Kartal’ın göreve gelişi, istikrar ve sadelik arayışının yansımasıydı. Taraftar baskısıyla rasyonellik arasında denge kurmaya çalışan bu karar, “en az dirençle kabul edilecek çözüm” getirmişti.
Jorge Jesus tercihi: Jesus, yüksek profil ve uluslararası tecrübesiyle “sinyal verme” stratejisiydi. Karar teorisinde bu tür tercihler, dışsal meşruiyet yaratmaya dönüktür. Avrupa futboluna “biz buradayız” mesajı verilmek istendi. Herkesçe kabul görmüş üst seviye bir liderle yola devam edilmek istendi.
İsmail Kartal (ikinci dönem): Jesus’un ardından Kartal’a dönülmesi, karar vericinin aynı döngüye sıkıştığını göstermekteydi: rasyonellik iddiası → başarısızlık → belirsizlik → yerli çözüm. Burada sınırlı rasyonalite tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktaydı
José Mourinho dönemi: Mourinho tercihi, Ali Koç döneminin en dramatik kararlarından biridir. Bu karar dışardaki gelişmelerin neticesinde seçim öncesinde Aziz Yıldırım’ın anlaştığını açıklamasıyla ön plana çıktı. Bu, bir stratejik hamle olarak taraftara “nihayet beklenen dev” figürünü sunma kararıydı. Rasyonel olarak maliyeti, riskleri ve uyum sorunları öngörülse de sınırlı rasyonalite “umudu satın aldı.” Seçim kazanılmıştı.
Domenico Tedesco seçimi: Mourinho sonrası Tedesco seçimi de yine Morinho kararına benzer bir karar. Geçiş dönemi ve eldeki veriler ve kamuoyu seçenekler arasında daha güvenli ve öngörülebilir bir liman olan İsmail Kartal’ı işaret ederken tercih Tedesco’dan yana oldu. . Şimdi tüm bu süreç içinde bu kararın doğruluğunu zaman gösterecek, Tabi öncelikle Koç’un ve Tedesco’nun bu zamanının olup olamayacağını da seçim belirleyecek
Tedesco bir Endüstri Mühendisi olarak karar teorisini biliyor ve akademideki ve kariyerindeki süreç onun saha içinde oynanana dair de farklı fikirleri olduğunu gösteriyor. Yine de vermiş olduğu karar bir belirsizlik içeriyor. Gelecekteki durumunu belki de Tüm başkanlık sürecini özetleyen başlıca tartışma olan zamanlamasının tartışıldığı Başkanlık Seçiminde oy kullanacak üyeler belirleyecek .
|
Teknik Direktör |
Göreve Başlama |
Görev Bitişi |
Süre |
Maç |
Puan Ort. |
|
|
1 |
Phillip Cocu |
20 Tem 2018 |
28 Eki 2018 |
100 gün |
15 |
0.93 |
|
2 |
Erwin Koeman |
28 Eki 2018 |
14 Ara 2018 |
47 gün |
9 |
1.33 |
|
3 |
Ersun Yanal |
14 Ara 2018 |
4 Mar 2020 |
446 gün |
56 |
1.71 |
|
4 |
Zeki Murat Göle |
4 Mar 2020 |
9 Haz 2020 |
97 gün |
2 |
0.50 |
|
5 |
Tahir Karapınar |
9 Haz 2020 |
3 Ağu 2020 |
55 gün |
9 |
1.44 |
|
6 |
Erol Bulut |
30 Tem 2020 |
25 Mar 2021 |
238 gün |
34 |
2.00 |
|
7 |
Emre Belözoğlu |
25 Mar 2021 |
30 Haz 2021 |
97 gün |
10 |
2.30 |
|
8 |
Vítor Pereira |
2 Tem 2021 |
20 Ara 2021 |
171 gün |
25 |
1.60 |
|
9 |
Zeki Murat Göle |
20 Ara 2021 |
13 Oca 2022 |
24 gün |
4 |
1.75 |
|
10 |
İsmail Kartal (I) |
13 Oca 2022 |
30 Haz 2022 |
168 gün |
21 |
1.95 |
|
11 |
Jorge Jesus |
1 Tem 2022 |
30 Haz 2023 |
364 gün |
53 |
2.23 |
|
12 |
İsmail Kartal (II) |
3 Tem 2023 |
30 Haz 2024 |
363 gün |
58 |
2.40 |
|
13 |
José Mourinho |
1 Tem 2024 |
29 Ağu 2025 |
424 gün |
62 |
2.02 |
|
14 |
Zeki Murat Göle |
29 Ağu 2025 |
9 Eyl 2025 |
11 gün |
1 |
3.00 |
|
15 |
Domenico Tedesco |
9 Eyl 2025 |
— |
— |
— |
— |