Gezgin

Halil Cibran ‘ın Gezgin kitabını kısa bir süre önce okudum, okurken Cibran’ın insana dair olan her türlü duyguyu, bireysel arayışını, varoloşsal sancısını ustalıkla bize anlattığını hissettim. Kısa kısa öyküler  aforizmalar ile dolu Gezgin’de  insanın bireysel yolculuğunu çok güzel  bir şekilde betimlemiştir.Her öyküsünde farklı bir emek ve hakikat var aynı zamanda.  Kitapta ‘’Köprüleri İnşa Edenler ‘ adında Antakya’da geçen bir hikaye de var. Ondan bahsetmeden geçemeyeceğim.

“Antakya’da, Asi nehrinin denize dökülmek üzere geçtiği o kentte, iki yakayı birbirine yaklaştırmak için bir köprü yapılmıştı. Köprü, Antakya’nın katırlarının sırtında, tepelerinde taşınan taşlarla inşa edilmişti. Köprü tamamlandığında, sütunlarından birinin üzerine,Grekçe ve Aramca olarak şu yazıyı hakkettiler:”Bu köprü, Kral II. Antiokhos tarafından yaptırıldı.” Ve bütün halk, güzel Asi nehrinin üzerindeki sağlam köprüden geçti. Bir akşam kimilerinin biraz meczup olarak gördüğü bir genç, o yazının kazılmış olduğu sütuna kadar indi. O cümlenin üstünü kömürle karalayıp üzerine şunları yazdı:”Bu köprünün taşları tepelerden katırlarla taşındı. Üstünden geçerken, gidip dönerken, bu köprüyü inşa eden Antakya katırlarının sırtına biniyorsunuz.” İnsanlar bu genç adamın yazdıklarını okuduklarında, kimi güldü, kimi şaşırdı. Kimileri de şöyle dediler:”Bunu kimin yazdığını biliyoruz. Biraz meczup değil mi o?” Ama bir katır bir başka katıra gülerek şöyle dedi:”Bu taşları taşıdığımız günleri hatırlıyor musun? Oysa bugüne dek bu köprünün Kral Antiokhos tarafından yapıldığı söyleniyordu.”

Hikaye burada bitiyor. Acaba Cibran bu hikaye ile ne anlatmak istemişti.

Köprüde emeği geçen ancak adı bilmeyen katırlar, bundan nemalanan kral ve hakikati söylediği için meczup ilan edilen genç var. Emeğin görmezden gelindiği, hakikatın toplumun önyargılarına kurban edildiği ve bunu dile getirenlerinde meczup edildiği bir Antakya… Acaba eski Antakya ile yeni Antakya arasında fark var mıdır?

Evet kitap buna benzer birbirinden güzel hikayeler içermekte. Bizleri kendi yolculuğuna eşlik ettiren Cibran’a hayranlık duymamak elde değil. Belki onun yolculuğu tasavvuftaki Cabilka’dan Cabilsa’ya olan yolculuktur. Kim bilir belki de Kaf Dağına , Simurg’u görmeye yeltenen otuz kuşdan biridir Cibran. Ve Gezgin’in ta kendisidir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir