Tuş Kitabı : Tercihler, İkilemler…

Birden bire önünüzde havalı asılı  bir tuş beliriyor ? (Nerden geldiği, neden geldiği belli değil ? ) Havada asılı duran bir tuş. Bu bir gerçeküstü hal. Ne olurdu? Her zaman doğal olanın dışına çıkınca beliren duyguyu ortaya çıkarmasını bekleriz bu durumun. Korkuyu…

Tuş kitabı başlangıcına bu korkuyu koymuyor. Merak korkuya galebe çalıyor ve merakından tuşa basanları okuyoruz. Tuşa basılınca patlamalar oluyor ve insanlar ölüyor. Bu noktada hikâyenin döndüğü distopik anlatıda alışıldık tepkileri izliyoruz. Korku ve ortak yaşam refleksiyle tuşa karşı bir ortak bilinç ortaya çıkıyor ve tuşun kendisi, varoluşuyla adeta mevcut modern ve sosyal yaşam formlarına bomba koyuyor.  Kaos başlıyor, insanlar tuşla ilgili düşüncelerin fikirlerin etrafında toplanıyor, tüm bunlara rağmen yine de tuşa basanlar oluyor, fakat durum nispeten kontrol altına alınıyor çünkü hayatta kalma dürtüsü ve ortak bilinç istisnalar dışında bilinmeyenden kaçınmayı salık veriyor.

Tuşa basıldığında patlama olması ve muhtemel ölüm duygusuna karşı tavırlar sonucunda dengeye yaklaşan hikaye Şehsuvar’ın 56. Günde canına tak etmesi ve tuşa basmasıyla farklı bir noktaya evriliyor  çünkü patlama olmuyor ve yığınla altın çıkıyor ortaya!  Bu durum başka bir soruyla karşı karşıya bırakıyor bizi. Muhtemel bir ölümün karşısına muhtemel bir zenginliği koyuyor hikâye. Orhan Umut Gökçek tercihler ve irade ile ilgili düşünceleri kitap boyunca “tuş” metaforu üzerinden irdeliyor.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.